Yalan Dünya. . .

Yazar: Mehmet Efe Tarih: 24 Nov 2007

24 Kasım Öğretmenler Gününde, tüm öğretmenlerimizi selamlayarak yazıma başlamak istiyorum. Bu güzel günde ilk-okul öğretmenin sayın ”Reyhan Ercan” hocama sonsuz teşekkürlerimi bu satırlar aracılığıyla iletmek istiyorum. Seneler oldu görüşmeyeli. Emeği, sevgisi, ilgisi ve samimiyeti. . . Bizdeki ise tek kelime ile ”vefasızlık”. . .  

Neyse. . .

Yalan Dünya başlığıyla ve şarkısıyla başlangıcı yaptık.  Bu şarkıyı gönderen sevgili S. Sezai kardeşime teşekkür ediyorum.

Altına yazdığı metin ile şarkıyı bütünleştirmiş adeta. Fazlasıyla zevk aldığım için aynı başlık, aynı şarkı ile yazıma başladım. . .

Perşembe gününe yazımı yetiştirememiş olmamında üzüntüsü var. Malum hayat o kadar hızlı devam ediyorki. . . Haftaların günden, ayların haftadan farkı kalmadı sanki. Zaman kavramı gittikce daralıyor sanki. Veya bana öyle geliyor. Veya yaşadığım süreç böyle hissettiriyor. Anlamlandıramıyorum. . .

Selda Bağcan söylemeye devam ediyor. . ”Arzuyu Kamber’e vereydin ya”

Evet, dünyanın yalan olduğunu geç de olsa anlıyor insan. Size nasıl anlatabilirim ki. Ufak bir örnek. Türkiye Milli takımı Avrupa Kupası Şampiyonasına katılıyor. Ben seviniyorum. Neden diye düşünüyorum bir müddet sonra ? En son cümle şu oluyor. ”Yalan Dünya” . Ciddi ciddi hikaye bunların hepsi. . . Hikaye adamların olduğunu hep belirmiştim. . Hikaye olayları ise yeni yeni farkediyorum. . . Hikayeden yaşamak.  Ahh ahh. . .

Yine dağınık gidiyorum farkındayım. S. Sezai kardeşim bazen ”dağınıklığın sende bir obje oldu abi” diyor. İş hayatımda sözde kısmi amirimiz ”çok dağınık çalışıyorsun” diyor. Arkadaşlarım saçlarımın çoğu zaman dağınık olduğunu da söylerler. Hele hele anneme bir sorsanız. . . Yani anlatmak istediğim şu. Yazılarımın dağınık olmasını lütfen hoş karşılayın. Bir bütün olarak baktığınızda anlamsız durabilir. Hoş karşılayınız efendim.

Sayın Cihat Arpacık’ın yazısına da değinmek istiyorum. Çiçek Ahmet’den bahsetmiş. . Yitik şehrin figüranlarından Çiçek Ahmet. En koyu çaylarımı içtiğim mekan. En vefasız yılların özeti. Yalnızlığımı anlamlandırdığım yer. Tüm gazeteleri elden geçirdiğim yer. Yorumlarına hayran kaldığım bir halk adamı ”Çiçek Ahmet” . . . Yılların adamı olan Ahmet abi. . . Çiçek isminden vazgeçip mekanın içine ”Karanlık Ahmet” yazısını koydurdu. Hüzün vurdu Çiçek Ahmet’i. . Farkındayım. . .  Ara ara göz yaşını tutamıyor. . . Adına kitap yazılacak adam.  ”Çiçek Ahmet” veya ”Karanlık Ahmet” . . . Mekanına gelen figüranların hepsi ayrı ayrı bir kitap. 

Arpacık’ın yazını okuyunca değinmeden geçemedim.  Bilmiyorum sayın Arpacık bir yazı yazar mı Çiçek Ahmet’le ilgili. . . Ama bir proje mutlaka bekliyorum.

İsimsiz Yazı’mın içeriğine gelince. . . Hoş olmayan bir tad bıraktı. Gereksiz konuşmalar geçti bazı kişilerle aramızda bu yazı yüzünden. Oysa amacım çok farklıydı. Şahsımı mesnetsiz argümanlarla itham etmeye kalkan kişilere cevabım herzaman ağır olmuştur. Onun için bazı kişilere susmayı tavsiye ediyorum. Bu konunun üzerine da fazla gitmek istemiyorum. İsimsiz Resim ise olduğu yerde duruyor.

 Farklı bir konuya geçiyorum.

Radyoda dinlediğim bir husus. Milliyetçi Hareket Partisi’nin komisyonda ”Türkce Mağaza İsmi” yasa teklifi yaptığını söylüyordu radyodaki ses. Duyduğum an samimi teşekkürlerimi ilettim. Mecazi anlamda ayakta alkışladım Milliyetçi Hareket Partisini. Kirlenmiş, kaşarlaşmış, yabancılaşmış sokak ve caddelerimize yasa yoluyla engel olmalıyız. Bunun başka bir çaresi yok. Mahalle bakkalımızın ismi bile yabancılaşıyorsa. . . Soyismini göğsünü gere gere mağazalara veren güruhun sonu geldi sanki. İlginç ilginç isimler de olsa, bir ” apple bakkal” a tercih ederim. Bunun için bu radyodaki sesin gerçekleşmesi, şahsım ve türk milleti adına kanaatimce memnuniyet hissi uyandıracaktır. Bir çelişki var evet bu parağrafta ama. . . Bekliyeceğiz efendim. . . 

24 Kasım Cumartesi. . .

Bir hasret var. Hafta içi pek gezemiyorum sanal dünyayı. Hafta sonları bu özlemimi gidermek hoş. Üzerine haftasonunun kendi güzelliği. . Sormayın keyfimi. . . Düşünüyorumda acaba şu yazı gününü cumartesiye mi alsak ? Sayın ARPACIK ile en kısa zamanda görüşeyim en iyisi. 

Yazı mı bitirmenin zamanı geldi galiba. Son söz olarak : Yazı sözü veren kişileri sabırsızlıkla bekliyorum. Onlar kendilerini biliyor. Muhtemelen bu satırları okuyacaklar. Gereğini arz ederim. . .

 24 Kasım 2007

Mehmet Efe Yazıcılar

mehmetefeyazicilar@gmail.com 

Yorum yapın



Arama


Sosyal Ağ

SPONSORLAR

sidebanner sidebanner sidebanner sidebanner