Türbanlı sayısı artıyor peki azalan ne?

Akşam’dan Serdar Akinan yazdı:
Türbanlı sayısı artıyor peki azalan ne?
KONDA’nın araştırması Türkiye’deki dönüşümü anlamak için çok mühim ipuçları içeriyor.
2003 yılında “dini nedenlerle” örtündüğünü söyleyenlerin oranı yüzde 63.4 iken son dört yılda bu oran yüzde 73’e yükselmiş.
Türbanlı sayısındaki artış oranı bence en çarpıcı olanı: Tam 4.7 kat artmış…
18-28 yaş grubunda ise patlama yaşanıyor: Yüzde 4.1’den yüzde 19.7’ye yükselmiş…
Başını örten AK Partili yüzde 62.3’lük bir orana sahip.
Türban takma meselesinde yüksek gelir grubu ile alt gelir seviyesi arasında büyük bir uçurum var…
Bu araştırmanın sonuçlarını seçim sonuçlarından daha fazla önemsiyorum.
Nihayetinde siyasi tercihlerimizi etkileyen belli ekonomik ve sosyal kaygılar olabilir.
Kredi kartı borçlarımızın son dört yılda adeta patlama yapması, taksitli satışlarda benzer paralelde “uçuk” harcamalar sandık başındaki tercihi; gelecek kaygısı ile, etkiler.
Ama bu araştırmanın çarpıcı sonuçları bize bir başka şeyi gösteriyor.
Türkiye 4 yıl öncesine göre birkaç ton daha koyu İslami bir sosyal yapıya bürünüyor.
Ancak bu araştırmayı sadece rakamlara bakarak okumanın bizleri son derece sığ ve köşeli sonuçlara taşıyabileceğini düşünüyorum.
Bu rakamların sosyal bir gerçeği yansıttığını düşünüyorum.
Ancak.
Muhafazakâr değerlerin daha belirgin hale gelmesi “endişe duyulan” kavramları nasıl anladığımızı bir kez daha gözden geçirmemizi zorunlu kılıyor.
Toplumda “daha tutucu bir İslami zihniyete” sahip olanlardaki artışın “görünebilir” bir simge ile ayrışanları kadar, “görünmeyenleri” de hesap edersek (mesela erkekler) ne oranda bir artışla karşı karşıya olduğumuzu görüp telaşa kapılanlar olabilir.
Ben, son dört yılda artan türbanlı sayısından endişe duyuyorum.
Daha koyu bir İslami anlayışla çevrelenmiş olmaktan ötürü değil.
Tam tersine son dört yılda AK Parti’nin “çevre”den “merkeze” taşıdığı bu sosyal dinamiğin, iktidar gücüyle de pekişerek, böylesi bir artışa sebep olması kaçınılmazdı…
Ancak, endişe duyan çevrelere bir başka önerim var: Daha yakından bakın…
Daha yakından baktığınızda “artan” türbanlı sayısına karşın “azalan” bir başka şey göreceksiniz.
Türban düne kadar bir siyasal simge idi… Muhalif bir simge idi…
Türbanı artık bir iktidar sembolüdür.
Türban iktidarı, maalesef, artık yozlaşmaya başlayan bir iktidarı simgelemeye başlıyor….
İktidarın, özellikle ikinci dönemde hızla çoğalan ve pekişen üst düzey kadrolarına; artık açıkça “bizden ve onlardan” ayrımı yaptıklarından ötürü, bunu anlatmak ne oranda mümkün bilemiyorum.
Ancak, bu artışı sağlıklı bulmuyorum.
Türkiye’de bu artıştan ötürü bugünden yarına bir şeriat tehlikesi olduğunu kesinlikle düşünmüyorum.
Küresel ölçekte AK Parti’nin yattığı “ılımlı İslam” oyununun başta kendi tabanını etkilemek şartıyla İslam’ın temel değerlerinden uzaklaştırıcı bir işlev gördüğünü düşünüyorum.
Ne olduğunu sorarsanız… Daha iş bitirici; şekilci, çıkarcı, ötekileştirici, ticari ve dünyevi, pragmatist bir sosyal psikolojiye sahip bir birey yarattığını düşünüyorum bu yeni ideolojinin…
Artık iktidarı temsil eden türbanın İslam’ın mütevazı ve ölçülü değerlerinden hızla uzaklaşan bir sembol haline getirilmesinden endişe duyuyorum.
İktidarın medyada ne denli etkin olduğunu, yarın bu etkinin ne denli artacağını görmek mümkün…
O nedenle, İslamcı muhalif damardan gelen kalemlerin, bir an önce bu sosyal tespiti yaparak; “bizden ve onlardan” ayrımını yapmadan iktidar kadrolarına; parti tabanına ve “dönüşen çevre”ye bu tehlikenin ne olduğuna dair uyarılarda bulunması gerekiyor.
Bu mesele ikiyüzlülük kaldırmaz.
Türbanlı sayısındaki artıştan çok değerlerdeki azalışa odaklanmamız gerekir…








