Ruveyda’ya İthafen. . .
”herkes kendi payınca incildi . . . kendi payınca incitti. . .”
Makul bir gösterge olmadığı için yaşadıklarımızın belki muhasebesini yapamayabiliriz.
Tanrı birçok şey ister.
Birçok şey yaşarız.
Payımıza düşeni yaşarız. Kimse kimseyi anlamaz, anlayamaz. . . Hele 3. kişiler olayın yüzde 10′unu bile anlayamaz. . . Sadece görüneni yorumlarlar. . .
Kendilerince hüküm verirler. . .
Tanrı onları da sınava tutmuştur oysa. . .
Ve en büyük sınav ”mücadele” kelimesinin harflerinde saklıymış. . .
En büyük sınav ” kaybetmeme” kelimesinin harfleri arasında gizliymiş. . .
Yazılan, çizilen, düşünülen binlerce argümanı harmanladığınız zaman bir anahtarlıktaki küçük bir anahtar yapamaz. . . Ve o anahtarın kullanılacığı yer ve içindekiler. . .Ve o anahtarlığa bağlı düşünceler. . .
Yapmaz, yapmayacağını da biliyorum. . .
Tüm yaşananlar göz yaşlarıyla birleştirildiği zaman ortaya çıkan manzara çok manidardır. . .
Bilmediği kuyuya iner mi insan ? İnermiş demek. . .
Peki hiç yokuştan dönülmedi ?
Defalarca. . .
Neden müsade etmedi hayat ?
Tanrı böyle istedi. . .
Yoksa çok mu zordu iki insanın bir arada olması ?
Çünkü olay bundan ibaret değildi. . .
Yaşanan herşey istem dışıydı. . .
Tanrı deniyordu milyonlarca, milyarlarca kişiyi aynı şekilde. . .
Olmazsa olmazlarımızın olduğu bir dünyada yaşıyorduk. . .
Ve bekletisizce bakıyorduk hayata. . .
Küçük hesaplar ile bir fiili olgunlaştırıyorduk. . .
Kimsenin birbirinden haberi olmuyordu. . .
Geride üçbeş lale, üçbeş cümle, üçbeş göz yaşı kalıyordu. . . Ve sonunda ardına kadar kapatılan kapılar. . . Tarihi bile bilinmeyen günahsızlık. . .Hatta ve hatta ”onlar birbirlerini anlamdırırlar, gerisi hiçliktir, gerisi yokluk ” cümlesi tarihteki yerini alır. . .
Ve aradan geçen haftalar. Aradan geçen cumalar. Defalarca işitilen selalar. . .
Küçük bir kız babasına sorar ansızın ;
- Anneme ne zaman gideceğiz ?
Baba cevap verir ;
- Çok geç oldu kızım. Bu saatte gidilmez. . .Ya evde yoktur, ya uyumuştur veya. . . Veya rahatsız edemeyiz artık kızım. . der. ”En güzeli susmak di mi küçüğüm, en güzeli dilsizliği yerleştirmek kelimelere”
Çalınan kapılar zaten zaman içerisinde açılmamıştır. Hayat müsade etmemiştir. . Gizli bir tebesüümün haricinde yaşanılan tüm herşey bir tiyatro sahnesinden alıntılanmış gibidir. . .Postane,banklar,parklar,malum cami. . .Müşrek gidilen yerler. .
Hepsi ama hepsi. . . Tümü güzelliğini kaybetmiştir. . .
Ne o bank yerindedir. Ne o postane. . . Ne de yaşayan kişilerin düşünceleri aynı yerdedir. . .
Korkak bir muhabbet kuşunu andıran sessizlik. . .
Çaresizliğin yansımaları. . .
Neden bir üçüncü kişi elimden tutmadı ?
Neden bunca günaha bulaştım ?
Neden . . .
Can Dündar oluyorum. . . Neden ?
Neyse. . .
Koca bir özür diliyorum Hayattan. . .
Bu cümleleri ‘’sana” değilde bu satırlara yazdıran Hayat’tan küçükbir özür diliyorum. . .
Binlerce cümle daha yazmak istiyorum . . .
Daha daha iyi anlatmaya çalışıyorum.
Ama ne gerek var di mi ?
Korkuyorum sadece.
Ve bitiriyorum. . .
SENİNLE GÜNEŞLİ Bİ PENCEREDEN BAKMALIYIM KÜÇÜĞÜM. . .GERİ DÖNÜŞÜ OLMAYAN YOLUN YOLCUSUNU Bİ ÖMÜR BEKLEMEMEN İÇİ DUALAR ETMELİYİM SENİN İÇİN. . .BİRAZ DA SESSİZ SESSİZ İZLEMELİYİM KÜÇÜK GİBİ DURAN BÜYÜK BÜYÜYÜŞLERİNİ. . .
SENİ ÖYLE SEVİYORUM Kİ KIZIM . . .
SENİ VERENE ŞÜKROLSUN. . .
Küçük Ruveyda’ya İthafen. . . / M. Efe Yazıcılar / Rutin bir pazartesi / 12.38









kendi kizimiz gibi seviyoruz kucuk ruveydayi.hic gormemsi olsakta sesini duymamis olsakta seviyoruz.aslinda bi ruvaydayi sevenleri seviyoruz.
vesselam
04 Nov 2008 Saat: 01:19
güzel ve akıllı bi kız Rüveydaa.. dilerim yüreğinde yaşattığın güzel ve anlamlı her bir iyi niyet ve dilek; hayatında istediğin gibi olur…
kalemine yüreğine kuvvet kardeşim..
vesselam,
veddua…
04 Dec 2008 Saat: 05:37