Pozitivist yalnızlık
“Önce sarhoş oluyorum. Mektubun bir beste. Rüyada dinlenen, çocuklukta dinlenen, başka bir dünyada dinlenen bir beste. Neler söylüyor? Anlamıyorum. Bir kuş cıvıltısı, bir derenin sesi, bir ninni.”
Cemil Meriç / Jurnal
Zamanın yanılgısı kulaklarında çınlarken, kaygıların seni hapsetmişken, ayağa kalkacak dermanı bulamıyorken bünyende…
Bir ses arıyorken mesela…
Hüzünlerimizin kalplerini ellerinde tutan güzel adamlar teker teker gidiyorlarsa şehrimizden, eski mektuplar daha bir acıtıyorsa içini, sığınacak bir limanın olduğunu biliyorsan –ki biliyorsundur- ama sana hangi rüzgârın yardım edeceğinden bihabersen mesela…
Yenilmemişsindir aslında…
İnanmak istiyorsundur… Yenilgi kutsaldır ama…
“Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır” mutlaka.
******
Modern dünya, kendi insanını bir bilinmezliğe sıkıştırdı. Mutlak bilgi ile hormonlanmış bedenler kendi var oluşlarını bile ampirik katmanlarla açıklamaya çalışıyor. Bu zor…
Özellikle yaşadığımız bu coğrafyada daha da zor bir hal alıyor. Ne kadar içimize dönersek dönelim, her şeye küfredelim ama ne var ki bozkır kokusu burnumuzdan gitmiyor. Yaşadığımız coğrafyanın kavruk toprağı yüreğimize de işledi en nihayetinde.
Söyler misiniz, hangi ampirik olgu, hangi determinist iddia, hangi rasyonel izahat Hırvatistan galibiyetinden sonra Bona-Hersek’te, Kosova’da Boşnakların, Arnavutların sokaklarda sevinç gösterileri yapmalarını açıklayabilir ki?
El cevap: Hiçbiri!
*****
Kendimize dönelim… vicdanımıza dönelim. Sakin, huzurlu, hüzünlü…
Beyinsel mastürbasyon yapmak değildi muradım. Sosyolojik tespit, siyasal analiz hiç değil. Yalnızlık paylaşımı, düş aktarımı adına her ne derseniz işte.
En iyisi Pazar yazısı diyelim; sıyrılmış oluruz…
Cihat Arpacık / SerzenişlerCom
Leave a Reply