Ocak 13… Utanç günümdü o gün.
SerzenişlerCom’dan Turgut Vuslat Gündoğdu’nun yazısı
Yerin dibine girişimin, hayatta bazı kavramların beynime nakış nakış işlenişinin günüydü belki de. Ya da her satırı benim olan ‘hayal kırıklığı’ kitabıma yeni bir sayfa eklenişinin, bas bas bağıran bir sesiydi 13 Ocak 2008. 13 Ocak bir Pazar gününe denk geliyordu… Oldum olası Pazar günlerini de hiç sevmemişimdir. Öyle ki, lanet okuduğum bunaldığım böyle bir gün olamaz. Pazar günleri benim için hep anlamsızdır ve bu gidişle de anlamsız kalacaktır.
Neyse konumuzu saptırmak istemem. Pazar günleri ve haftanın bir çok gününü genelde stres atmak için sakin bir cafede sevdiğim dostlarımla muhabbet ederek geçiririm. Biraz gırgır eder, sonra bir devlet inşa edip, ertesi gün o devleti yıkarız, tıpkı her Türk genci gibi.
Vatan kurtardığımızı sanıp böbürlenip dururuz. Aslında boş muhabbetler etmeyiz fakat icraattan yoksun olunca, dolu muhabbetler bir anda boş muhabbete dönüşebiliyor. Bir Pazar günü tıpkı böyle bir muhabbetin içindeyken oturduğumuz mekana bir çift geldi. Bayanın başında başörtüsü vardı erkek ise dışarıdan anladığım kadarıyla efendi, sessiz - sakin bir insana benziyordu.
Oturup aşk köşesine geçip,aşklarını yaşarken bir yandan da belki de şu adını koyamadıkları flörtlerinin hangi noktaya geldiklerini değerlendiriyorlardı. Bir yandan vatanlar kurup, kendi aramızda bakanlar tayin edip dururken, bir yanda da gözlerimi o gün dalıp gittiğim masadan ayıramıyordum. İlk defa böyle bir şeyle karşılaşıyordum ama tadımı tuzumu kaçıracak bir şeylerin olacağını az çok tahmin edebiliyordum.Ortamın bunaltıcı etkisini üzerimizden atmak için çıkmıştık bulunduğumuz ortamdan. Kafa dağıtıp geri döneriz düşüncesindeydik ki öyle oldu 1 saat sonra tekrardan gelmiştik aynı mekana.Her şey keşke bıraktığımız gibi olsaydı ya da keşke girmeseydim o ortama.Toprak olsaydım da görmeseydim. Ya da taş olsaydım, ya da geçici bir süre kör olsaydım da görmeseydim o anı dediğim oldu. Başında başörtüsü olan o hanımcağızımızı başındaki başörtüsünden ayrı görünce çok üzülmüştüm. Çıkartıp atmıştı bir köşeye, ‘sen benlik değilsin’ demişti…
Sensiz ben daha mutluyum demişti belki de. Haklıydı 23’ünde var yada yoktu, karşısında oturan çocuğa saçlarının boyanmış halini gösteriyordu. Saçları sap sarıydı ve ben bakınca utanç duyuyordum bu hazin olaydan. Zor tuttum kendimi, benim için acı verici bir olaydı.
Sakın yanlış anlaşılmasın.O kızı suçlu bulduğumdan utanç duymuyordum. O’na zorla kapan diyenleri suçlu buluyordum. O’nu Allah’ın bir emri olan başörtüsünü zorla taktıran zihniyeti suçlu buluyorum. Zorla olunca işte görüntü tıpkı şu gözlerimle gördüğüm olaylar gibi gelişiyor.
Başörtüsünün yerler altında ezilmesi ve kızlarımızın başındaki başörtüsünün değerini ve maneviyatını kavrayamayışından doğan eksikliği gördükçe… Bu bana yapılan bir saygısızlık değildi. Bu Allaha karşı yapılan bir saygısızlıktı. Zorla taktırılan başörtüsü bu gibi kötü ve hazin denilebilecek olaylara meydan verebiliyordu. Kızlarımız evlerinde başörtülü, dışarıda ise başörtüsünü çıkarmış bir şekilde dolaşabiliyordu. Ben her şeyden önce kızlarımıza dini eğitimi verip, başörtüsünü takıp takmamasını kendilerine bırakılmasını arzuluyorum.
Eğitilmeden taktırılan başörtüsünün o insana katacağı değeri ise hiç yeterli bulmuyorum. Başörtüyü hakkıyla takmayan insanları. Sahte gülücükler yağdıran insanlara benzetiyorum ve onları Allah’ıma havale ediyorum şu günahkar dilimle.Onlar böyle oldukça emin olun ki başörtüsü sorunu çözüm bulmayacak. Çünkü toplumumuzda hakkıyla başörtüsü takanlar değil, kot giyip başına başörtüsünü takan ve gittiği ortama göre şekillenebilen başörtülüler kale alınıyor. Ve onlar üzerinden yorum yapılarak, temiz ve inançlı kızlarımız karalanıp duruyor. Ve şunu da eklemek isterim; bu insanlar böyle oldukça sırtlarına bir tekme, kulaklarına bir hakaret de ben yollarım.Ve gerekirse Allahın dinini yerler altında ezdikleri için bir lanet de ben okurum.









bu olay olylar dolu var.ya isteyerek takmıştır yada aile zoruyla önemli olan çizgi şu olsa gerek ‘NE KADARINI TAŞIYABİLİRSİN EŞARPIN’ ne derece önemsersin yada….(!) aynı olaya şehir merkezinin bir parkında tanık oldum sadece başörtüsünü çıkarmaklada kalmadı ulu orta bir sürü kurlar yaptı erkek arkadaşına…acınası gözlerle baktım..insanların ortasında başını açtı dengesiz hareketler yaptı ve başını kapadı giitti.Ben bunu aile zorundan ziyade içine bastıramadıkları bişeylerin olmasına bağlıyorum.’CAHİLLLİKLERİNE;DÜŞÜNMEYİ LÜTUF EDENE DÜŞÜNEMEMEZLİKLE CEVAP VERMELERİNE(!)
02 Feb 2008 Saat: 11:36
Bu şapşallar yüzünden ne yazıkki başörtülü bacılarımıza laf getirttiriyoruz..Bu gibi dengesiz olaylara hepimiz rastlamışızdır ama artık bunları bas bas bagırıp birilerine malzeme yapmayalım..Bu anlatılanlar emin olun ki birilerini çok mutlu ediyor bu yüzden bırakalım artık hayasızların yaptıklarını anlatmayı..
02 Feb 2008 Saat: 19:50
Sa. Aile baskısı yada değil farkeden ne ki bahsettiğiniz arkadaş yada bir başkası öncelikle şu ortada biz zaten müslüman bir toplumda yaşıyoruz internetin başına oturduklarında rahatlıkla koca bulma stelerine üye olup binlerce erkekle tanışmayı bilen kızlarımız rahatlıkla bir dini siteyede üye olabilir şu aleti kullanacak kadar bilgililerdebu konudamı cahiller asla sadece istemiyorlar aile baskısı olabilir pekala ama sonuçta o baskıyı görürüken bunun dini bir yükümlülük olduğunuda öğreniyorlar hiç akletmezlermiki neden takıyorum? sorusunun cevabını eleştirmiyorum bende kapalıyım aynı şeyler benım başımada gelebilir şeytan içimizde
ama rabbim o kadar büyük ki inşallah birgün o arkadaşların rahat davrandıkları gibi bizde hakkımız olanı doya doya sokaklarda rahayça dolaşarak alacağız dua edelim inşallah birgün bizde özgürce dinimizi yaşayıp anlatacağız inş.as.
21 Apr 2008 Saat: 13:52