NEDEN KABULLENMİYORLAR?
Türk siyasi tarihinde bu kadar insan gelip geçti. Hangilerini hayırla yad ediyor Türk Miletli.
Halkın sorunlarına (taleblerine) cevap veren bir siyasi oluşum, (hükümet) reis-icumhur geldi mi ülkenin başına? Geldi diyemiyorum maalesef.
Geldiyse de bir takım güçler tarafından kısa zaman zarfında indirildi.
Osmanlı’nın yıkılışından bu zamana kadar gelen süreçte, Türkiye’de değişen fazla bir şey yok. Neden acaba?
Yazılan yazılara yapılan yorumlara baktığımızda hep soru işaretleri ile karşılaşıyoruz.
Neden niçin bu işaretler hiç bitmiyor, insanın içine bir karamsarlık düşüyor ister istemez.
Vatan topraklarının bağımsızlığını ve çıkarlarını gözeterek bir ülke ayakta kalabilir. Osmanlı tarihini incelediğimizde bunu açıkça görebiliyoruz.
Dışa bağımlı hale gelmemek için verilen çabalar boşa giderse sonu hüsranla biten Türk filminden farkımız kalmaz ülke adına.
Öncelikli mesele olarak başörtüsünü görmek yerine, ülke sorunlarını ele alıp açıklığa kavuştursanız.
Bu ülkenin istihdamını nasıl sağlarız, iş imkanlarını nasıl genişletebiliriz, dışa açılmak için ne tür bir politika izlememiz gerekiyorun çabası içinde olmazsanız. Sizlere göre bez parçası olan örtü ile uğraşıp durursunuz. Zamanla bu kısır döngü içerisinde çıkılmaz bir yola saparsınız.
Efendim Hayrunnisa Gül hanımefendi köşke ne zaman çıktı, ne zaman indi, sevdiği yemekler nelerdir? Fiskos alacak mı.
İçi boş bir sürü saçmalılar.
Sayın cumhurbaşkanı Abdullah Gül eşli davetiye mi gönderecek? Asker neden eşli davetiye göndermedi? Kokteyle eşli davetiye mi gönderecek eşsiz davetiye mi? Bu yazıları okuyan bir ilk okul öğrencisi bile bunlara güler ve der ki bu adamlar ülke için ne yapacaklarını konuşacaklarına başörtüsü üzerinden gündemi işgal etmeye çalışıyorlar. Bunlar benim ülkemi yönetenler olamaz.
Burada medyanın payından söz etmeden geçemeyeceğim. Bunları hamur yoğurur gibi her gün gündeme taşıyan sayın patronlar. Ceblerini doldurdular karınları tok. Kızım al şunu yayınla bakalım ses getir mi. Oyunlarına devam ediyorlar.
Medya patronları, sizler işçimin cebini nasıl doldururum. İstihadamın peşinde koşup nasıl daha çok kişiye aş getirebilirim, bunun peşinde olacaksınız. Dinin emri olan bu simgeyi siyasete alet edip kendinizi konumlandırmayacaksınız. Böyle giderse bu ülkeye bir elli sene daha yetmez düzelmesi için.
Ülkenin yarısı Abdullah gül demiş, Paşamız (Büyükanıt) tafralar içinde meclise gelmemeler ondan önce oturmalar, sanki cumhurreis oymuş gibi emri vaki hareketler daha neler neler.
Bu ülkenin halkına yapılan büyük ayıptır.
Bu ülkenin Cumhur Reisi şuan itibari ile Abdullah gül ise ona itaat edeceksiniz. Hep birlikte bu ülkenin korunmaz bütünlüğünü her ne koşulda olursa olsun dışa bağımlı hale gelmeden kimseye eyvallahı olmadan götüreceksiniz.
Büyükanıt’ı yargılamak hoş olmaz bunu bütün samimiyetimle kabul ediyorum. Çünkü düzen ve sistem bu zamana kadar böyle işlemiş. Seksen beş senedir askerin siyasete karışması siyasette söz sahibi olmasından kaynaklanıyor. Yahu meclisten karar çıkarsa ‘vur emri’ ancak savaşa vs.. girebiliyorsun. Ama sen (siz) (sizler) yanlışta bile yazılarınla poh pohlayanlar bu ülkenin bu makama layık gördüğü halkın sesi olan kişiye karşı liyakatsiz bir şekilde tavır alıyorsunuz.
Doğrusu sizleri çok yadırgadım. Umarım hep umuyorum zaten. Bu ülke için mutlu yarınlar bizleri bekliyordur.









Büyükanıt Paşaya haksızlık yapıyorsun. Laik cumhuriyetin en önemli bekçileri arasında.Bugün itibariyle daha fazla kıymete binmiş bulunuyor.
06 Sep 2007 Saat: 10:49