MUTLULUĞUN ZEKATINI BORÇLANDIK MI?

Bir bayram ne kadar alıp götürebilir ki insanın mutluluğunu? Ne kadar uzak eder tebessümden ya da ne verir insanın eline, ki elde kalanlar zaten hep kırık dökük düşlerin telafisiyken…
Çeşit çeşit tatlarda, rengarenk şeker paketlerinin, ev gezmelerinin, küçükten büyüğe samimi bayramlaşmaların, el öpmelerin, harçlık sevinçlerinin ve gülümsemelerin dışında bir bayram benim bahsini ettiğim?
Ufak tefek bir dünyada, sadece gördüklerimiz kadarını düş ederek ıssız bir orman büyüklüğündeki yüreğimizle, ceplerimize sıkıştırdığımız bir bayram coşkusunu yaşadıkmı hiç? Kulağa hoş gelmedi biliyorum evet… Lakin ne düşlediğini bile bilmeden, gri bir suratla, ahşap ve nemli bir yürekte karşılamaktan bahsediyorum bayramı…
Bir kapı aralığında belki adını bile duymadığımız, bihaber beklentilerimiz oldu mu hiç?
Benim olmamış meğer..
Adını bile bilmediğim bir duyguymuş, beni bu ayaz günlerde bekleyen..
Sert acımasız ve keskin bir kıvamda okşayıverdi yüreğimi ansızın…
Masum bir yürekte, kırılgan ve mahcup bir edayla kim olduğunu bilmediğim bir çift göz karşıladı bu bayram beni kapımda… Tereddütlü, utangaç, uysal bir o kadarda gergin bir gülümseme ifadesi vardı yüzünde.. Kendince sessiz bir bayram tebriğiydi bu!! …
Ayağına güç bela uydurduğu, bakınca ne yollar aşmış gelmiş dediğim tozlu ama kurdaleli pabuçlarından anladım yüreğindeki mahcubiyetini. Üzerinde binbir hevesle giyildiği her halinden belli olan, lakin kendinden de hayli büyük görünen pileli kırmızı elbisesiyle tebessümü öyle yakışmıştıki güzel yüzüne.. En büyük coşkusu olduğunu anladığım, muhtemelen anneciğine özenle ördürdüğü saçları ve hafif kısık sesiyle,“merhaba” dedi, “iyi bayramlar!!!”……
Beklide bir daha asla karşılaşmayacağı bir sima vardı karşısında, buna rağmen elimi öpmek için eğildiğinde anladım içinde hiçbir kötü niyeti ve hiçbir beklentisi olmadığını..
O an burkulan, ezilen, yumruğumun içinde sıkılırmışcasına acıyan yüreğim titrek bir sesle ancak “teşekkür ederim” diyebildi…
Sükuta büründü sanki bir anda dünya.. Etrafımızda inadına bağrış çağrış neşeli sesleriyle bayramı kutlayan bir sürü çocuğun sesini bile bastırıverdi bir anda bu kırmızı elbiseli cici kızın suskunluğu.. Belliydi yüreğine yokluğun, yoksulluğun, perişanlığın hüznü vurduğu.. Aynen bu eda ile seçiverdi en parlak paketli şekeri, rengarenk diğer paketlerin arasından..
Konuşmama mecal kalmadan aynı tavrı ile öylece yöneldi bir diğer komşunun kapısına… Bu kez yüzünde sevinci, çoşkusu, huzuru, neşesi ve parlak paketli şekeriyle aynen yaşının gerektirdiği gibi –bir çocuk gibi- tıpkı diğer çocuklar gibi ceplerine doldurdu mutluluğunu ve gitti bir sonraki bayrama kadar… : ))
22.12.2007
Rüveyda









Yüreğine sağlık pıtırcığım..çok hoş bir yazı olmuş devamını nasip etsin Yaradan
25 Dec 2007 Saat: 15:24