MORALES FAHRİ. . .

Nasıl başlayacağımı bilmiyorum.
Ortalık toz duman. Ankarada sanki yeni bir dünya çiziliyor.
Önce şehit haberleri. Ardından kopan kıyamet. Birileri Kuzey Irak’a operasyona zorluyor sanki.
Fazlasıyla saçma buluyorum yaşananları. 21 Ekim Pazar gününden itibaren not aldığım cümlelere baktığım zaman daha da saçmalaşıyor yaşananlar.
Basiretsizlik, cahillik, şerefsizlik, alay etme, kafa bulma, duygu sömürüsü. . Uzatın uzatabildiğiniz kadar.
Ama ortada bir gerçek var. Şehitlerimiz !
Kan üzerinden siyaset. Bu toprakların bitmeyen argümanlarından.
Hadi birlikte düşünelim. Ne dersiniz ?
Körfez Savaşından bugüne kadar geçen zamanı ? Dış politikamıza bir göz atalım ?
Sen adamları besle, besle, besle. Her türlü yardımı yap. Bugün adamlar sana meydan okusun ?
Nerede kaldı dış politika ? Kırmızı çizgilerimizden vs. bahsettiniz senelerce ? Kürt Devletinin kurulması vs. vs. Adamlar pembe yaptı senelerce. Sen hala lafta kırmızı çizgi diyorsun.
ABD kucağına almış oynatıyor afedersiniz. Fazlasıyla sinirliyim. Öfkeliyim. Tarihimizi çabuk unutuyoruz. Yakın tarhimizi bile hatırlamıyoruz. Barzani ve Talabani’nin açın okuyun tarihini. Türkiye ile ilişkilerini. İnanamazsınız. Birlikte bugün küfrederiz.
Mesut Yılmazlar, Tansu Çillerler, Bülent Ecevitler ABD’nin kucağına oturtmuş bizi .
36. paralelden yukarısını Saddama yasakladı Körfez Savaşından sonra. İncirlikten kontrol etti. Senelerdir birbirini vuran Barzani ile Talabaniyi barıştırdı. Türkiye müthiş bir destek sağladı. Kırmızı pasaportuna kadar imkanlar sağladı. Yerel güçlerin lideri bu iki kişiye.
Bugün onlardan bir tanesi Irak Cumhurbaşkanı. Diğeri Federel Kürt Bölgesinin Başkanı.
ABD dış işleri bakanı bugün bile KÜRDİSTAN diye bahsediyor bu bölgeden.
Senelerdir kırmızı çizgimiz diye bize anlatılan saçmalık. Basiretsiz, kucakta oturan devlet adamlarımızla gelinen nokta bu.
Biz ABD ile 50 yıldır müttefikiz. Barzani ve Talabani’nin zaten açıkca ABD desteği var. Bunu inkar edene gülerler.
Ortada bilinmeyen bir denklem var. İki ABD müttefiki karşı karşıya ? Sen meydan okuyorsun, O meydan okuyor. ABD ise arada kukla oynatırmış gibi oynatıyor.
Yazık. Vallahi yazık. Kravatınızı gören adam zanneder. Ama ülkemizi bu noktaya getiren tüm şerefsizlerin suratına tükürmezsek bizlere de yazık.
PKK’nın arkasında ABD’nin olmadığını kim söyliyebilirki ? Barzani ve Talabaninin ilişkisi olmadığını ?
Ama kaşarlaşmış dış politikamız müsade etmiyor efendim. Adım adım KÜRDİSTAN kuruldu. Adım adım da bizleri bölecekler. Bunun adını şimdiden koyalım.
Sırtını 50 senedir ABD’ye dayarsan. O sırtla birlikte adam kucağına alır seni. Kimleri almadıki o kucağa. .
Evet fazlasıyla sinirliyim. Üzülüyorum. Masum halkımız adına. Samimi göz yaşları adına. Şehit haberini duyunca gözleri dolan milyonlar adına üzülüyorum. Figuran olan bizlerin duyguları. . Figüran olan haysiyetimiz.
Satılmış politikacılarımız, satılmış kalemlerimiz, satılmış şereflerimiz. . .
Medyayı çok iyi takip ettim bu süreçte. Sanki yeni yeni öğreniyorlar. Dillerde ABD var. Nefret ettim kendilerinden. Senelerdir birileri anlatıyor. Senelerdir es geçiyorlar. Sanki ilk defa duyuyorlar. İlk defa öğrenmişler. İlk defa düşünüyorlar.
Haber Türk genel yayın yönetmeni MELİH MERİÇ cümle arasında 74 Kıbrıs Harekatından bahsetti. Erbakan gibi cesaretli mi olmak gerekir ,O zamanda ABD harekat yapılmasını istemiyordu ama ERBAKAN buna rağmen harekat emri verdi” dedi.
Durdum. O an film kopmuştu zaten. Erbakana gittim . Meclis konuşmalarına. Duruşuna.
Sizde belki dinlemişsinizdir. Hani meclis kürsüsünden bağırıyor. ”KAN, GÖZYAŞI, IZDIRAP GETİRİYORSUNUZ !” Onun öncesinde müthiş bir tarif. Ve o kelime ”Bu dış güçleri tanımadan hiçbir meseleyi halledemezsiniz ”
Melih Meriç’in düşünceleriyle bütünleşiyorum. Erbakan’ı anlayamamk. Ve bugünler. . Meclis kürsüsünden anlattığı İSRAİL. Meclis kürsüsünden anlattığı ABD. . Milli bir lider. Milli bir duruş. .
Ardından halkına küfrettiriliyor. Ardından linç ediliyor.
Çekiç Güç’ü bileniniz var mı ?
Ahh ahhh. .
Neyse. SKY Turk ekranlarında NİHAT GENÇ’i de dinledim. Muhteşem bir tarif. Muhteşem bir pasta çıkartıyor ortaya. O adama bakıyorum. O da dışlanmış. Yer bulamıyor kendisine. Ama mutlaka dinlemesiniz NİHAT GENÇ’i. .
Samimi teşekkürlerimi ilettim kendisine. Bu toprakların çocuğuna, bu toprakların çocuklarından selam gönderdim. . Anlatamıyorum kendisini. Dinlemelisiniz sadece. Bakış açınızı muhtemelen değiştirecektir.
Ve YALÇIN KÜÇÜK. Mutlaka onu da dinlemelisiniz. Devletin fahişeliğini ortaya koyar. Medyanın fahişeliğini ortaya koyar. Milletin fahişeliğini ortaya koyar her zaman.
PAMUKOĞLU PAŞA ise fazlasıyla dillerde. Masal dinlermiş gibi dinliyoruz. Halk arasında tam bir kahraman. Ama emekli edilmiş. Oyun içinde oyun. Oyun içinde oyun. Oyun içinde oyun. .
Ne kadar yazar varsa telefonla bağlandılar. Üç beş cümle gevelemeler. Halkımızla dalga geçmeler. Samimiyetsiz konuşmalar. Senelerdir ABD’ye tek bir cümlesi olmayan şerefsizler bile ABD demeye başladı. Köşesini para babalarına satanlar mecburi dönüş yapmak zorunda kaldılar. Nabza göre şerbet.
Anlatamıyorum. İçimdekileri dökemiyorum. Kokmuş ve kaşarlaşmış siyasetten nefret ediyorum artık.
Duygularımızla dalga geçilmemeli. İnanın şu 5 gün boyunca sadece haberleri düzenli olarak seyrettiyseniz gülersiniz halimize. Ağlarsınız durumumuza. Basiretsiz dış politikanın bizleri hangi noktaya getirdiğini daha iyi görürsünüz.
30.000 insan ve daha fazlası. Ateş düştüğü yakıyor arkadaşlar. Bu oyun kimin ? Sahne kimin ? Kukla ve kuklacılar kim ?
Birisi yıksın bu tiyatroyu. Birisi durdursun bu canavarı . Necip Fazıl olalım. Nihat Genç olalım. Erbakan olalım. .
Sahi biz hiçbirsini sevmeyiz.
50 sene geriye gidelim. Demirel, Çiller, Yılmaz, Ecevit, Erbakan, Türkeş,
Hangisi dış güçlerin güdümünde değil ? Yıllarca bizi yönetenler ?
Satıkdık . Satıldık. Satıldık.
O güzel insan senelerdir anlatmaya çalışıyor. Umurumuzda değil.
Afganistan savaşı esnasında uyardı. Sırada ”Irak, İran, Suriye ve en son olarak TÜRKİYE var” dedi.
Zaman O’nu hep haklı çıkartıyor. Ama….
Kusura bakmayın arkadaşlar. Dağınık gidiyorum. Gerçi dağınık düşüncelerden anca bu yemek çıkıyor.
Tüm şehitlerimize ALLAH’tan rahmet diliyorum.
Yazmaya kalksam belki kitap yazılır bu düşüncelerimle.
Sokaklardaki bayrakları, yürüyüşleri, sınıfında şehit aileleri için para toplayan minik elleri, eli kan tutanların tv önünde şehit ailelerine yaptıkları yardımları, gözyaşlarını, cuma öncesi imamın coşmasını, askeriyenin önünde beni de askere alın diyenleri, samimi duaları, kravatlı şerefsizleri, tedirgin yürekleri. . . . . . . .
Düşüncelerimi bu beyaz sayfaya anlatamamanın sıkıntısını çekiyorum. Bitiremiyorum bu yüzden yazımı.
Size Ruveydam’dan bahsetmek isterdim, bayramın 2. gününden. Mailime gelen o ilginç sorulara alenen cevap vermek isterdim. Aramıza yeni katılan Emre Baş ile Seda hanıma uzun uzun hoşgeldiniz demek isterdim. .
Hani bir söz varya. Bakan TÜZMEN’in kullandığı.
”Söz konusu VATAN ise, gerisi TEFERRUATTIR.”
Alıp götürüyor bu cümle . . .
Bir Türk bayrağı istiyorum yazımın sonuna. .
Hafif milliyetçi MORALES FAHRİ’nin isteği bu. Hafif devrimci MORALES FAHRİ’nin isteği bu. Birlikte Hükümetler yıkıp kurduğumuz MORALES FAHRİ’nin isteği. .
Selam ile. .
![]()









Nihat Genci bugün dinledim. Erbakanla ilgi şunu söyledi.
30 yıldır Erbakana küfrediyorum. Ama şimdi özür diliyorum.Bu terör olayları sonnrasında Erbakan başbakan olsaydı cuma namazını Erbilde kılardık. Erbakan olsaydı Kurban Bayramı namazını Musulda kılardık.Kendisinden özür diliyorum dedi.
Hükümeti ise seninde yazında belirttiğin gibi basiretsizlik içinde görüyor.
27 Oct 2007 Saat: 14:40
Güzel kadeşim bu yazını okuyunca inan çok duygulandım. Hayırlısıyla aranıza yakın bir zaman sonra döneceğim.Birlikte geçirdiğimiz günleri çok özledim.Hadi kardeşim görüşmek üzere.
19 Dec 2007 Saat: 17:16