Kerinçsiz, Arslan, Özok ve Demirel

Yazar: admin Tarih: 13 Aug 2008

 Derya SERT / Aktifhaber.com

Kızılcamaham’da halka hitap etmek üzere kürsüye çıktığında;  

“-Sevgili Kızılderililer…”  diye söze başlamıştı,  SHP’nin ilk Genel Başkanı Aydın Güven Gürkan. Alkışların çok kısa sürmesi ve yanındakilerin ikazı ile yanlışlığı fark etmiş, hitabını değiştirmişti. 

Çünkü o söz istem dışı söylenmiş, yani ağzından kaçıvermişti. 

Tıpkı Kenan Evren’in Kahraman Maraşlılar’a “Sevgili Gaziantepliler,Tansu Çiller’in Haydar Aliyev’e “Ali Bey,” Mesut Yılmaz’ın “Kişi başına düşen gübre tüketimi” diyeceği yerde “Kişi başına düşen gübre üretimi” dediği gibi…   

Bu tür yanlışlıkları değiştirmek gayet normal.  Öyle böyle, polise verilen ifadenin adliyede değiştirilmesine de alıştık. Tuhaf olan, Ergenekon ile birlikte savcıya verilen ifadelerin de değiştirilmesi. 

Misal; 

Danıştay Saldırısını gerçekleştiren Avukat Alparslan Arslan’ın suçüstü savcısına verdiği ifadeleri sonradan yalanlaması. Bu yetmezmiş gibi her duruşmada farklı bir ifade vermesi.  

Bu değişiklik neyden kaynaklanıyor acep?

 

Hukuktan mı yoksa; İlk gün “şaşkınlık içindeyim, çok üzgünüm,  sonraki duruşmalarda ise “Bu ülkede İslam düşmanları var. Milletini değerlerine hakaret edene millet gereken dersi verir” şeklinde tamamen zıt beyanlarda bulunan eğitimci, milli eğitim müfettişi babası İdris Arslan’dan mı?  

Bu arada bir başka tuhaflığı da hatırlatalım; CHP’li üstelik de Büyükelçi Onur Öymen de, Ergenekon’u televizyonda tartışırken “Babası bile (oğlum irticai faaliyetlerle işledi) diyor. Babasından iyi mi bileceksiniz. O dava kapanmıştır” şeklinde Alparslan ve babası İdris Arslan’ın değişen ifadelerinin gerçeği yansıttığının(!) altını çiziyordu…  

KERİNÇSİZ 

Son ifade değişikliği de yine bir avukattan, Ergenekon terör örgütü üyesi olduğu gerekçesiyle tutuklu bulunan Kemal Kerinçsiz’den. 

Bu zat, tutuklanmadan önce, bağımsız mahkemelerde görülmekte olan, kendisinin de müdahil olduğu  bazı davalar için “Hâkim taraflı karar veriyor. Hâkim tarafsızlığını kaybetmiştir” şeklinde demeçler patlatıyordu. 

Yeni ortaya çıktı; aynı zat,  27 el bombasının bulunduğu Ümraniye’deki evde ikamet eden sanık Mehmet Demirtaş’ın yeğeni Ali Yiğit’e “ifadeni değiştir” baskısı yapmış ve değişiklik için de “Beynim durmuştu şuursuzca ifade verdim” şeklinde bir gerekçe ileri sürmesini önermiş. 

ÖZDEMİR ÖZOK 

Bunları düşünürken, Türkiye Barolar Birliği Başkanı Özdemir Özok’un  Danıştay saldırısı sonrası yaptığı  açıklamaları geldi aklımıza.. Özok, özetle;; 

“-Danıştay saldırısı çağdaşlaşmaya yöneliktir” demişti… 

2004’te “İmam Hatip mezunu bir başbakanı içime sindiremiyorum” diyen aynı Özok, bu sözlerinin 2008’de Çorum’daki toplantıda Avukat Hakkı Keleş tarafından hatırlatılması üzerine şu savunmaya geçmişti;“-Bu benim ŞAHSİ görüşüm. Söylediğim sözlerden dolayı ÖZÜR diliyorum. Benim amacım İMAM HATİP Liseli arkadaşları kırmak değildi. Çünkü, ALLAH neler yaratıyor, ne YETENEKLER yaratıyor. Recep Tayyip Erdoğan TAM BİR YETENEK. Onun için imam hatip, devlet lisesi, ROBERT KOLEJİ MEZUNU olmasının HİÇ ÖNEMİ YOK. Çünkü o FARKLI bir YETENEK. Söylediklerim, benim eğitimle ilgili bir tahlilim.”Olumlu mu, değil mi bilinmez ama ciddi bir değişikliğin olduğu ortada.İşte üzerinde durduğumuz konu bu; değişiklik…  Peşin hükümde bulunmak, farklı ifadeler vermek, ifade değiştirmek, değiştirmeye teşvik etmek, hukuk eğitimi içinde yer alıyor mu? Evet almış, işte ispatı;*      *     *“- Olmaz, bu not verilemez, 3 verdiğiniz öğrenci kim biliyor musunuz?   

-Ben nasıl bilecek, uç-beş oğğenci ismini biliyoğum sadece. 

-O çocuk Başbakanın oğlu… 

-Olsun, zaten değişmez biğ şey, notu oğğenci ismine değil başağıya veğiyoğum.. 

-Ama bu Başbakanın oğlu, en azından bir 7 vermeniz lazım… 

-Başfekil oğluyla diğelleği ağasında ayığım yapmam mumkun değil… Diğeğleğine pekiyi veğsem bile onunki kit-kanat oğta oluğdu.  

-Kendinizi, beni, fakülteyi düşünün, Başbakan bize ne der… Mutlaka değiştirmek zorundasınız, mecbursunuz…” 

Sene 1945’te Ankara Hukuk’un dekanı Sabri Şakir Ansay, fakülte hocalarından Alman Hirsch ile yaptığı bu konuşmada, değiştirme girişimine Muaffak olamadığı için hışımla odayı terk eder. Sonraki çabaları da fayda etmez. 

Anlaşılıyor ki; bazıları Dekan Ansay’dan, bazıları Prof.Hirsch’ten etkilenmiş..   

*       *      * 

Yine Ankara, 80’li yıllar… 

Gazeteciler, mühendis kökenli Demirel’e başbakan olduğu günlerde, o vakitlerde kıymet taşıyan mevzulardan birini hatırlatıp sorarlar.. 

“- … sözü vermiştiniz, gerçekleştirecek misiniz? 

-Söylediğimde altını çizin demiş miydim? 

- Evet demiştiniz. 

 -O halde şimdi söylüyorum üstünü çizin…” 

Peki, bu mühendisimiz kimden etkilenmiş?

Yorum yapın



Arama


Sosyal Ağ

SPONSORLAR

sidebanner sidebanner sidebanner sidebanner