İsimlerimizi geri verin!

Bu yazı öylesine yazıldı. Okunsun, üzerinde düşünülsün, yorum yapılsın diye değil. Öylesine, alalade…

SerzenislerCom’dan Cihat Arpacık’ın yazısı

img368/9509/kopyascopyresimxe5.jpg
İsimlerimizi geri verin!

Cihat Arpacık- cihatarpacik@gmail.com

 Düşünüyoruz kendimizi, hayatımızı geleceğimiz… Hani içinden ışık saçan, kaderde yazılı, büyük plazalardan gelen spot ışıkları arasında gün be gün eriyen geleceğimizi düşünüyoruz…

 Oralarda bir yerlerde, bu geleceğin bizim olduğuna düşünüp, bu konu hakkında kurulan ütopyaları bir haber metnine, bir tez kağıdına sınırlayabildiğimiz kadar sınırlandırdığımız bir hayatın parçasıyız!

Ne kadar nefret etsek te, ne kadar sevsekte bizim olan bu hayatı elimizin tersiyle itip, başka hayatlarla birleştirdiğimiz zaman aslında bize bizlik katan bütün değerlerin yok oluşuna şahitliğimiz getirmiştir belki de bizi bu hale. Kimbilir!

Konjöktüre bağlı kalınan hayatları tahakküm ediyorlar bizlere beyler, bayanlar, arkadaşlar…

Memleket müdafası yapmak sana mı kaldı deyin, hayatlarımızdan memnunuz deyin, içinizden ne geliyorsa deyin. Sadece bana söyleybilirsiniz unutmayın.

Kimselerin bizi dinlemediğini, kimselerin bizden birşey alıp, kimselerin bize birşey vermediğini biliyoruz zaten. Bir “ben” varım, bir kendimiz var.

O yüzden konuşabildiğimiz kadar, gücümüz yettiğince, edebiyatın, tarihin, sosyoloji ve psikolojinin dibine vurarak konuşalım, birbirimize birşeyler söyleyelim. Mahalle baskısı, başörtüsü, dekolte gibi saçma sapan tartışmalara metelik vermeden, artık kimselerin bizim hayatımız üzerinde karar almalarına ve üstelik bu kararları uygulamalarına izin vermezcesine, YÖK’e, din sömürücülerine, şarlatanlara, edebiyat çılgınlarına, entellere vuralım!

Biz güçlüyüz, hem de çok güçlüyüz. Bunu unutmayalım.

Mail kutularımıza gelen “ulan sana mı kaldı” diyen geri zekalı mesajların geri zekalı sahipleri değil muhattaplarım. Biz onları da muhattap alırız vakti zamanı gelince.

Orada, uzaklarda ülkeler var beyler,

“bizim çocuklar içinde ilk üşüyen bendim

çünkü ilk bendim aşık olan”

Açlıktan kırılan çocuklara ağladığım günden beri ben eski ben değilim gibi geliyor artık. Ve yıllar öncesinden gelen şu şiir:

Adı Mehmet…
Kimseden medet ummayan.
Aç karınlı, hasta yüzlü ama tok gözlü.
Öylece duran ve sabreden.
Uzaktan gelen yolcuları ağırladığı günkü gibi.
Necaşi gibi, Habeşi gibi.
Doğru, dürüst, iyi, insan yani…

Adı Mehmet…
Bir umudun ismi.
Çöle yağmur yağdığı günün.
Karnının doyduğu günün.
Öldüğü günün.
Ve üstünde çiçekler açabilen bir mezara gömüldüğü günün ismi yani

o günün ismini beraber koyalım arkadaşlar. Var mısınız?

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

diline sağlık. iyi yazdın ama, iyi yazamadın farkına mısın?

Yorum Yazın