Holiganizm, İngiltere ve Türk Demokrasisi

   Hurşit Doğan / Aktifhaber.com

Hafta sonu Manchester United ile Arsenal arasındaki FA Cup 5. tur eleme maçını seyrettim. İngiliz takımlarının maçını seyretmek insana futbol zevki veriyor. İngiliz ligindeki her maçı seyrettiğimde aynı duyguya kapılır ve “Neden bizim statlarımız da böyle değil?” sorusunu kendime sorarım. Bu kez sizlere sorayım. Neden biz bunu bir türlü beceremedik? Hem sporda hem de demokraside.

Holiganizm denince biliyorsunuz İngilizler akla gelir. İngiliz takımları yurtdışına giderken hala o ülke polisleri tedirgin olurlar. Kara listeler bile vardır.

Heysel faciası gibi tarihlerinde kara bir leke vardır İngilizlerin. Malum 29 Mayıs 1985 tarihinde Belçika’nın Heysel Stadında Juventus-Liverpool arasındaki UEFA kupası final maçında İngiliz holiganların çıkardığı olaylar sonucunda tribün çöktü ve 39 kişi hayatını kaybetti. 5 yıl tüm İngiliz kulüpleri, 10 yıl da Liverpool Avrupa kupalarından men edildi.

15 Nisan 1989 tarihinde ise holiganizmden olmasa da Sheffield kenti Hillsborough stadında yapılan Liverpool-Nottingham Forest FA Cup yarı final maçında izdihamdan 96 kişi hayatını kaybetti.

Önce sorayım: “Biz olsaydık ne yapardık?”

Cevap: Günü kurtarıcı sert tedbirler alırdık. Çoğu göstermelik olurdu. Siyasetçiler ve bürokratlar birbirini suçlardı. Herkes karşı tarafı suçlardı. Medya kışkırtıcı yayınlar yapardı ve “Her yer alev alev, kılıçlar çekildi, silahlar kuşanıldı, taraflar bileniyor” manşetleri atılırdı. Mesela, 1967 yılındaki 40 küsür kişinin öldüğü Kayserispor-Sivasspor maçından sonraki gelişmeler benzer şekilde olmuştur.

Daha da ileri gidebilirdik. Futbolu yasaklama, seyirciler arasına daha çok polis ve tel örgü, birkaç kişiyi darağacında sallandırma (en kesin çözüm)…

Bu ve benzer olaylardan sonra İngilizler ne yaptılar onu da söyleyeyim. Komisyonlar kurmuşlar ve raporlar hazırlayıp önemli dersler çıkarmışlardır. Kararlı ve iradeli hareket etmişlerdir.

Sert tedbirler yerine yumuşak tedbirlere başvurdu İngilizler.

Halka olayların vahameti anlatıldı. Statları tanıtıcı, eğitici filmler hazırlandı. TEL ÖRGÜLER KALDIRILDI. Taraftarlara oraya kavgaya değil zevk almaya gittikleri benimsetildi.

İngiltere’de ben de maç seyrettim. Seyirci ile taç çizgisi arası sadece 1-2 metre. O da hızla gelen futbolcu seyirciye çarpmasın diye. O idolleştirdiğiniz futbolcuları tel örgüsüz çok yakından seyredebiliyorsunuz. Nefeslerini hissediyorsunuz.

Sorun yasaksız çözüldü.

İngiliz demokrasisi işte böyle gelişiyor.

Sorunu yasaklar koyarak değil, olayla, sorunla yüzleşerek ve beraber nasıl yaşanacağını halka anlatarak.

İnsanlar maçları oturduğu yerden şarkılar söyleyerek, takımlarını alkışlayarak, yenilgiyi hazmederek gidiyorlar evlerine.

Geriden seyrederken bazen anlayamıyorsunuz tribünler boş mu dolu mu diye. O kadar nizami oturuyorlar. Sesleri bizim statlardakinden daha gür çıkıyor. Çünkü bizde herkes bağırıyor ve slogan atıyor. Aynı nota ve ritimle şarkı söylemeyince gürültü oluyor tabii. Bir de bağırıyorlar: “Burası sinema tiyatro değil, bağırmayan taraftar… değil” diye.

Ne olurdu biz de sorunlarımızı olduğu gibi kabul etseydik. Meselelerimizin üzerini vatan-milletle, dinle, bayrakla, laiklikle, türbanla, şeriat geliyorla, din elden gidiyorla, komünizm geliyorla, misyonerler geliyorla örtmeseydik.

Yasaksız, kendine güvenen demokratik bir toplum inşa etseydik.

Aramıza tel örgüler örmeseydik.

Hep bir ağızdan ahenkli şarkılar söyleseydik, rencide edici sloganlar yerine.

Ama yine de ben her şeye rağmen ümit varım. Birileri hala dört gözle Heyseller, Hillsboroughlar beklese de.

 Vakit geç mi? Değil. Zararın neresinden dönersek kardır.

İlla da yasaklayacaksak, darbe çığırtkanlığını, demokrasiyi rayına oturtmak için (!) çetecilik-cuntacılık yapmayı yasaklayalım.

***

AVEA

Ayıp denen bir şey var. Milleti üçkağıtçılığa teşvik etmek ayıp değil mi. ACİLÇIKIŞ servisin mantığı nedir?

***

Sayın Baykal,

Vatandaş senden şeyhülislamlık yapmanı değil proje ve alternatif üreten muhalefet liderliğini bekliyor. Lütfen görevinin başına dön.

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın