Felaketin eşiğinden dönen Ankara

haber.jpg 

Günler evvelinde şöyle bir yazı yazmıştı;

“Şimdi bakıyorum da çok zor günler geçirmiş Anadolu! Oldukça zor günler…”

Zor günlerin tekrar Anadolu topraklarına yaklaştığının habercisiydi o minübüs… Patlasaydı neler olacağını dahi düşünmek istemiyorum… Yetimler, kolunu bacağını kaybedenler, ekmek derdindeki işçiler… Gideceklerdi…

Allah korudu Ankara’yı

Kamu oyunda ‘komplo teorisyeni’ diye anılan yazarlar vardır! Aslında yazılarını derinlikli düşündüğümüz zaman hayretler içerisinde buluruz kendimiz…

Mesela Mahir Kaynak

Bu günkü yazısında şunları söylemiş;

“Ankara’daki eylemin iki farklı amacı olabilir: Türkiye’de benzer eylemler yapılacağını öğrenen bir gizli servis, ikaz amacıyla, başarısız bir eylem düzenlemiş olabilir. Araç ele geçirildiği için bazı bilgilerin elde edilmesi mümkündür ve muhtemelen bu bilgilerin gösterdiği adres eylemleri yapması beklenen ya da töhmet altında bırakılmak istenen odağı işaret etmektedir. Bu adreslerden birisi PKK olabilir. Barışçı çözüm arayışlarını sekteye uğratmak ya da böyle bir ihtimali ortaya çıkarmak için planlanmış olabilir.

Başka bir adres çeteler üzerinden Silahlı Kuvvetler olabilir. Siyasetle bürokrasi arasında eritilmek istenen buzlar, yaratılacak güvensizlikle tekrar oluşturulabilir. ” (Star Gazetesi)

 Her kes PKK derken hemde… MİT müsteşarlığı yaptığı için söylediklerini önemsememiz gerekiyor.

Yine Star Gazetesi’nde yazan Nasuhi Güngör olayı şöyle analiz ediyor:

“Emniyete CIA haber verdi’ iddiası, başlı başına yazı konusu. Şimdilik gülüp geçelim. Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Ancak bölgemizde ve dünyada olup bitenlere baktığımda bunun sadece bir uyarı olduğunu düşünüyorum. 11 Eylül’ün yıldönümünde, Ankara’nın ortasında ve başbakanlığa bir kilometre mesafede bomba yüklü bir araç bulunuyor. Sanki ‘ne kadar uğraşsanız da bu işin dışında kalamazsanız’ mesajı veriliyor. ”

Yeni Şafak’tan İbrahim Karagül’ün, yazısında geçen

“Garip, tuhaf olaylar oluyor. Sessiz bir hareketlilik var. Türkiye, İran ve Suriye’ye yönelik askeri planlamanın tam merkezinde. Sen istediğin kadar karşı koy, kabul etme, taraf olma. İsrail’in son tacizinde, istismarında olduğu gibi bir oldu bittiyle karşı karşıya kalabilirsin”

bu paragraf yeterince belli ediyor değil mi olayın büyüklüğünü…

Neyse,

Olay ajanslardan geçer geçmez SERZENİŞ’in Ankara temsilcisi Kemal Büyükcoşkundeniz’i  aradım. Çalışmalara başlamıştı bile. Yakında bomba bir dosyayla karşınızda olacak. Heyecanla bekliyorum…

Abdulhekim Yıldız’ın neden artık yazmadığını merak eden arkadaşlar. Kendisi özel işlerinden dolayı yazılarına ara verdi.  Çok yakında tekrar karşınızda olacak. Bu kadar heyecan yapmayın…

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Bir Ankaralı Olarak; şu an yaşadığıma dua ediyorum :)

Hergün altından geçtiğim o otoparkın ne hale geleceğini ve parçalarının kaç bin metre öteye fırlayacağını tahmin bile edemiyorum.

Ama asıl olan parçaların fırlaması değil!

Asıl olan dünyada imtihana gönderilmiş olan insanın kalplerinin, ruhlarının ve akıllarının bu kadar yerinden fırlamış olması…

Yazık sadece Yazık…

Rabbim Sonumuzu Hayır Etsin…

Yorum Yazın