Cumartesi Sabahı
İsmail Kılıçarslan’ın Cinnet Modern’ini okuduğum bir gece yarısı şehrimize usul usul çekilen bir dalgakıranın bizim semtede uğrayabileceğini hayal ederek uykuya daldım.
Sabahında ezanla birlikte uyandım. (Oh olsun Perihan Maden! Bizim buralarda Sabah Ezanları hiç öyle kedi mırıltısı ya da kamyon kornasına felan benzemiyor. Yalnız ve güzel ülkemizin biryerlerinde güzel sabah ezanı okunan yerler de var.) (Hem Perihan Maden’e muhalefet edip hem iktidara yağ çekip hemde ulusalcıların gönlünü almış olduk galiba : )
Güneşin doğuşunu izleyip, romantik hayaller kurdum (Nerde yaşıyorsun oğlum sen? Ne öyle güneşin doğuşu felan.)
Bir kızın duasına amin oldum. (Vay gerici iyice dinci oldu bu!)
Sabahın ilk kahvesini içip saatin 6’sında telefonla bir arkadaşı rahatsız etme keyfini de tattım.
- Ne yapıyorsun?
- Hiç (Cevaba bak!)
- Uyuyor muydun
- Hayır
- İyi o zaman hadi hazırlan koşuya gidelim
- Ne koşusu oğlum. (Ne koşusu olacak hayvan herif sabah koşusu)
- Amerika mı lan bura ben gelmem koşuya felan.
Öyle zaten sabahları koşuya çıkan bir insan olmadığım için bu arkadaşın söylediklerinden sonra vaz geçmem fazla uzun sürmedi. Kendi deyimiyle “bir parça daha uyuyup” bana menemen yapmaya geleceğine dair söz aldım ve kapattım.
Ya gördün mü Mehmet Efe, memleketin bu yanında öyle sendikal hakları düşünmeyip güneşin doğuşunu izleyerek amerikan kahvesi içen, sabah koşusuna çıkmaya niyetlenecek kadar şerefsizlik edebilecekler de varmış gördün mü.
Bu arada uzun zamandır bütün devletin yükü bizim Mehmet Efe’nin omuzlarında. Anlayacağınız kutsal bir kamu görevi ifa ediyor. Eskiden çantası olduğu halde kitaplarını ellerinde taşıyan, konversli monversli kızlardan bahseden mehmet efe artık sendikal haklardan dam vuruyor. Bana laf söylüyordu bu çocuk, dünyayı mı kurtaracan lan hırbo keh keh keh diye.
Adam olacak bu çocuk, gözüm açık gitmeyecek yani.
Bu arada her ne kadar araban olmasa da bugün gireceğin ehliyet sınavında başarılar. Yerel seçimlere kadar çek şu arabayı altına yahu.
Şimdi ben bugünkü gazeteleri okumaya gidiyorum. Günümü mahvedeceğim anlayacağınız.
Bu kadar iyi bir sabah bu bünyeye fazla.
Cihat Arpacık / Serzenişler
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.








İşte sayın ARPACIK biz buna HAYAT diyoruz. . . Yazanın verdiği tebessüm hala yanaklarımda. . .
Bu yazı da ”Cumartesi akşamı” yazısı oluyor. . .
Masum Değiliz şarkısı arka fon’da. . .
Yazdıkların ve yaşadıklarım önümden geçiyor. . .
Şu sizin kahrolası ”Balkon” da olamak istiyorum. . .
Veya şu sigara dumanında siyahlaşmış duvarların, siyaset konuşulmaktan kararmış suratların olduğu mekan. . . Kuşçu parkının arkasında gizlenen mekan. . . Eski Çiçek AHMET’in yerinde. . . Yeni Karanlık AHMET’in yerinde. . .
Çayımızın bir’i açık olsun her zamanki gibi. . .
Uzun uzun susalım ara ara. .
Hükümetle masaya biz oturalım ???
Sahi neden bir sabah koşusu yapmadık bu zamana kadar ???
Aklımda binlerce düşünce. . .
Omuzumdaki yük’ün verdiği hafif kamburluk. . .
Dondurma günü, maaş, turanköy, haydarpaşa, göztepe pazarı vee Cezine Meydan. . .
Beni kanser edecek olan şu meşhur CEZİNE MEYDAN . . .
Ahhh kardeşim, ahhh dostum, ahhh kader arkadaşım. . .
Sen bilirsin en mutlu oloduğum anları. . .
Sen bilirsin sessiz göz yaşlarımı. .
Sen bilirsin umursamaz anlarımı. .
Konversili kızlarda’da, Sendikalı amcalarda da, bitmeyen serzenişlerde de. . .
Neyse. . .
Gerçi ”bitti”
Yani ”gitti”
Tabi düşünceler. . .
Neyse. .
Sana verdiğim sırrı burada yazmamı isteme. . .
Evet . . .
Hayat devam ediyor. . .
Ehliyet sınavı, son model doğan, seçimler arafesi. . .
Ahhh. . .
Neyse. . uzatmaya gerek yok. . .
Sıvav+iş yorgunluğu+ bir dünya şerefsiz insan
Ve senin yazını okumak. . .
İşte sonucu. . .
Teşekkürler. . .