Sosyal
HAFIZALARINIZI YOKLAYINIZ LÜTFEN !!!
Hatırlayınız bundan dokuz sene öncesini, yirmi sekiz şubat niye patlak verdi. Yirmi sekiz şubatı kimler yaptı. Neden ülke bu duruma geldi. Yirmi sekiz şubat öncesi nasıldı ve bu süreç nasıl hazırlandı. Kimler tarafından yapıldı amaç neydi?
Amaç: Ülkeyi kaosa sürüklemek, ülkenin dış mihraklar tarafından idare edilip kontrol altına alınmasıydı. Nitekim bunu bir nebze olsun başardılar. Ve […]
Hayatım
Sayfalarını doldurmam gereken bir hayatım var. O kadar çok yazıp karalamışım ki; defter bitmek üzere. Sonunda ortaya bir hikâye çıkamayacak kadar az sayfam kaldı üstelik. Sadece kahramanı belli hikâyemin. Gerisi bir sis perdesi ardında beklemekte beni. Daha girişini bile yapamadım. Mürekkebim adî, yazdıkça dağılıyor. Seçilmiyor yazılanlar tıpkı hayatım gibi.
Acı ama gerçek.
Birkaç ay önce Bosna’da 1992 Ramazan’ında başlayan vahşetin kitabını okudum. İşkenceler, tacizler, Vahşet Kampı… Hatırlandığı gibi Aliye Begoviç’in ilan ettiği bağımsızlığın sevinci uzun sürmez ve Sırpların buna cevabı korkunç olur. Sırplar, ayaklanmalarının daha ilk gecelerinden birinde Müslüman evlerinden topladıkları erkekleri şehrin üç camisinden birinde üzerlerine benzin dökerek ateşe verirler. Yanık cesetlerin kokusu haftalarca bölgeden silinmez. […]
Başörtüsü Meselesi
Hep, artık büyüsü kaçtı dediğimiz ama yedisinden yetmişine pek çok kesimden ve fikirden insanın muhabbet ortamında fındık kabuğundan çıkıveren bir konu başörtüsü.
Tabii olarak ortamına göre değişiyor başlık aynı olsa da konunun muhtevası. 28 Şubat’ın 10. yılında slogan atarken oradan geçen modern(!) bir üniversiteli ablamız sizin için; yobazlar, bunlar hala kafalarındakilerle buraya girmeye mi çalışıyorlar, diyebiliyor […]
Vebali ağır sorular
Yağmurla uyandı İstanbul bu sabah… Yolların kalabalık oluşunun sebebi bu sefer yağmurdu. Yaramazlığını çikolataya terk eden bir çocuk gibiydi insanlar… Vurdumduymazlıklarını terk ettiler yağmura… Sabah namazını Tepe mescidinde kılan amcalar bugünü rahmet diye nitelendirdi,
Çinliler tekrar istilaya başladı!
Efendim malumunuzdur ki özellikle yerli üretici piyasaya giren Çin mallarından oldukça muzdarip! Bu gün Hürriyet’in ‘büyük yazarı’ Yılmaz Özdil bu konuyu işlemiş. Hep beraber okuyalım:
Bekir Coşkun çekip gitmeyi bilir mi?
Sen çekip gitmek nedir bilir misin Bekir Amca?
Geçmiş zamanlardı, Bekir Amca. Nazenin genç kızlar yurtlarından çekip gitmek zorunda kaldılar. İstemeye istemeye. Ayaklarını sürüyerek gittiler. Analarını son defa koklayarak. Çekip gittiler. Babalarına bir daha sarılamama korkusuna sarılıp gittiler.
Genceciktiler. Kelebek gibiydi kalpleri.







