Büyük uzlaşı çatırdıyor / Serdar Akinan

Yazar: admin Tarih: 31 Aug 2007

Akşam yazarı Serdar Akinan: İran-Rusya eksenindeki faylar bu denli hareketliyken, Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nın yarattığı gerilim, küresel finansal anomali, büyük çıkar çevrelerinin küçük hesapları ve askerin içine düştüğü (düşürüldüğü?) durum…

Büyük uzlaşı çatırdıyor…

 


Sevgili Taha Kıvanç 20 Temmuz tarihli Yeni Şafak gazetesindeki yazısında benim seçim öncesi kaleme aldığım yazılardan bir derleme yapmıştı.

Birkaç yazıda ele alabildiğim siyasi sürecin “büyük uzlaşı” ile sonlanmasını “Ümraniye Çetesi” olarak adlandırılan yapının çökertilmesine bağlıyordu.

Taha Kıvanç zekasına, birikimine ve siyasi vizyonuna hayranlık duyduğum; çok yakın takip edip referans aldığım bir gazetecidir.

Ancak, haddim olmayarak, siyasette gelinen noktaya dair küçük birkaç tespit yapmak istiyorum.

Abdullah Gül’ü Cumhurbaşkanlığı makamına taşıyan süreçte kim kazandı, kim kaybetti?

Bu sorunun yanıtını formel bir üslupla hemen herkes yanıtlıyor. Ama gelin fısıltıyla konuşulanları açık açık söyleyelim. Ve birkaç gölgeye ışık tutalım…

Askerin GATA’da sergilediği tutum bir acz ifadesidir.

Gül’ü Çankaya’ya taşıyan en güçlü dinamik 27 nisan e-muhtırası değil midir?

Yani o e-muhtıra ile hem toplum iki kampa bölünmüş hem silahlı kuvvetler çok açık bir yıpratma kampanyasına taraf olmuştur.

Bu saatten sonra, “m” harfini düşürmek veya selam vermemek yani Cumhurbaşkanı’nı tanımamak bu yıpranma/ayrışma sürecini hızlandırmaktan başka bir işe yaramayacaktır.

“Emekli subaylar çetesi çökertilmeseydi Gül Çankaya’ya çıkamazdı…” türü bir anlayış olduğu açık.

Halen gülüyorum bu iddiaya… O adamlarla tanıştım. Muzaffer Tekin böyle bir organizasyonu yapacak donanıma haiz değil… Öyle idiyse , “Vay bu memleketin haline… Bizim başımıza daha çok çuvallar geçirilir.”

Ama asıl bir başka yapının ulaştığı güce dikkat çekmek istiyorum.

Emin Şirin’in gözaltına alınması olayında basına yansımayan detaylara bakıyorum. Kasımpaşa’dan postaya verilen bir imzasız ihbar mektubuyla adamın kapısı çilingir marifetiyle açılıp bilgisayarlarına el konuluyor. O evde iki el bombası pekala “bulunabilirdi”…

Bazı istihbarat kuruşlarındaki yapılanma gerçek anlamda devleti tehdit eder boyutta… Asker bunun farkında ama birçok parametreden dolayı artık sadece GATA türü “temaşa”larla, “hâlâ buradayız…” diyor. Diyecek…

Erdoğan ve yakın çevresi tüm bunları görüyor ve son derece rahatsız olduklarını herkes biliyor.

Sayın Cumhurbaşkanı ve yakın çevresi ise M.Fethullah Gülen’in tebrik mesajını hak ediyor olmanın haklı mutluluğunu yaşıyorlar.

Sevgili Taha Kıvanç, “büyük uzlaşı” çatırdıyor maalesef…

Ve ne “kuvvacı çete”ler, ne “büyük medya” ne de “Fethullahçı istihbarat” kendilerince manipüle ettikleri bu sürece tam anlamıyla hakim değil.

Bu kadar köklü sorunlarımızı bu denli kırılgan bir yapıyla yönetmek artık pek mümkün görünmüyor.

Haftalardır yazmaya çalıştığım şey tam da buydu…

En küçük subayından en yüksek rütbelisine askerimizin, halk oyuyla seçilen bir Cumhurbaşkanı’na saygısızlık etmesi sizden çok beni incitti.

Ama ne olur bir adım geri çekilip şu resme, hep birlikte, bir kez daha bakalım…

İran-Rusya eksenindeki faylar bu denli hareketliyken, Sayın Gül’ün Cumhurbaşkanlığı’nın yarattığı gerilim, küresel finansal anomali, büyük çıkar çevrelerinin küçük hesapları ve askerin içine düştüğü (düşürüldüğü?) durum…

Bu oyunun kazananı yok.

Olmayacak.

Yorum yapın



Arama


Sosyal Ağ

SPONSORLAR

sidebanner sidebanner sidebanner sidebanner