Bizim coğrafya

Hüsnü Mahalli / Akşam:

Bizim coğrafya

Osmanlı’nın dağılmasından sonra bölgemizin haritasını çizerek kendilerine göre ülkeler yaratan dönemin emperyalist ülkeleri Fransa ve İngiltere kendilerini dünyanın merkezi kabul ederek bizim yaşadığımız ülkelere ‘Ortadoğu’ dediler.

Biz de kendi yaşadığımız bu topraklardan söz ederken garip bir şekilde bu tanımı kullanmaktan geri kalmadık.

Oysa Ortadoğu denilen bölge bizim kendi coğrafyamızdır.

Yani Türklerin, Arapların, Acemlerin, Kürtlerin ve birlikte yaşadığımız diğer tüm halklarındır.

Peki o zaman neden biz kendi aramızda kendi bölgemizden söz ederken Ortadoğu tanımı yerine ‘Bizim Coğrafya’ demiyoruz. Neden Batı’nın tanım ve kriterlerini kabulleniyoruz .

Eğer biz Ortadoğu isek o zaman neden Avrupa bize göre Ortabatı, ABD de Uzakbatı olmuyor?

Kendi kavramlarımızı kullanmanın, kendi kriterlerimizi benimsemenin ve kendi ortak çıkarlarımızı önemseyip birlikte savunmanın zamanı gelmiştir.

Başbakan Erdoğan kısa bir süre önce hiçbir Arap liderinin bile henüz gitmediği Irak’a giderek bu ülkeyi Türkiye’ye yakın kılmıştır.

1 Mart Tezkeresi’nin rededilmesi ile komşusu Irak’ı işgal eden bir ülke olmaktan kurtulan Türkiye yakın gelecekte Kuzey Irak’taki Kürt Federe Bölgesi ile ilişkilerini de rayına koyarak PKK sorununun çözümü yolunda önemli adımlar atmaya hazırlanıyor.

Aynı Türkiye komşusu ve bu coğrafyanın en önemli ülkelerinden biri olan İran’ın Cumhurbaşkanı Ahmedinecad’ı misafir etmeye hazırlanıyor.

14 Ağustos’ta İstanbul’a gelecek olan Ahmedinecad’ın tarihsel ziyaretini Anıtkabir’i ziyaret edip etmemesi çerçevesinde yorumlamaya çalışanlar aslında bu ziyaretin yalnızca ikili ilişkiler bağlamında değil aynı zamanda coğrafyamızın geleceği açısından ne denli önemli olduğunu görmüyor ya da insanların görmesini istemiyor.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Erdoğan’ın Ahmedinecad ile görüşmelerinde bu öneme uygun olarak davranacaklarına inanıyorum. Ahmedinecad’ın da benzer şekilde Türkiye ve bölge ile ilgili bildik tüm önyargı, saplantı ve alışkanlıklarından vazgeçerek Gül ve Erdoğan’a güveneceğine ve onlarla birlikte coğrafyamız için neler yapılabileceği konusunda ciddi ve samimi görüşmelerde bulunacağına güveniyorum.

Bu başarılırsa inanıyorum ki; coğrafyamızda çok şey değişecektir.

Çünkü cumartesi ve pazar günleri Suriye lideri Beşşar Esad, Tahran’daydı. Esad’ın İran ziyareti Ahmedinecad’ın Türkiye ziyareti kadar önemlidir. Esad’ın Cumhurbaşkanı Gül ve Başbakan Erdoğan ile samimi, dürüst ve karşılıklı güvene dayalı dostluğunu da hatırlarsak bu üçlünün sürekli koordinasyon ve işbirliği içinde olması çok önemlidir.

Çünkü Türkiye, İran ve Suriye bugünün koşullarında Ortadoğu denilen coğrafyamızın en önemli üç ülkesidir. Bu önem çerçevesi içinde Başkan Esad bu gün Bodrum’da sayın Başbakanla bir araya gelerek görüşmede bulunacaktır. Bu ülkeler olmadan hiçbir güç bu coğrafyada hiçbir projesini gerçekleştiremez.

Ama bu üç ülke birlikte hareket ettiği zaman da hiçbir güç onların önüne geçemez. Bu üç ülkenin liderleri birlikte hareket etmesi doğal olarak bu coğrafyada yaşayan tüm halkların barış, istikrar, kalkınma,esenlik ve refahına katkı sağlayacaktır.

Bu üçlüye Irak’ın katılması durumunda da coğrafyamızda çok şey değişecektir. Bu ülkelerin birlikte hareket etmesi ve ortak çıkarları ile birlikte tüm coğrafyamızın yararını düşünmeleri başkalarının uzaklardan gelip işlerimize karışmasının da önüne geçecektir.

Örneğin Türkiye; Suriye, İran ve Irak ile birlikte konuşarak PKK sorununa ortak çözüm bulabilirse o zaman ABD, AB ve başkaları bu konuya müdahale edemeyecektir.

Ekonomik alanda da durum pek farklı olmayacaktır.

Bu dört ülkenin ortak sınırlarında sorun yaşanmadığı ve bu ülke sınırlarının ötesindeki diğer ülkelere kolay ulaşılması durumunda coğrafyamızın tüm ortak zenginlikleri halklarımızın kalkınması ve refahı için kullanılacaktır.

Barış, dostluk,esenlik ve refahın egemen olduğu bir coğrafyada savaş, işgal, saldırganlık ve terörün yeri olmayacaktır.

Yani Türkiye, Suriye, İran, Irak ve diğerlerinin birlikte hareket etmesi durumunda İran’ın nükleer dosya sorunu çözülür, Irak’taki işgal ve kargaşa son bulur, Suriye -İsrail barışı gerçekleşir, Filistin devleti kurulur, PKK sorunu, hatta Türkiye-Ermenistan anlaşmazlığı da son bulur.

İşte bu nedenle Ahmedinecad’ın Türkiye ziyaretini, bu ziyaretin sonuçlarını ve sonraki süreci ben çok önemsiyorum.

Cumhurbaşkanı Ahmedinecad da bu coğrafyayı ve üzerinde yaşayan tüm ulus ve halkların geleceğini önemsiyorsa,-ki öyle olduğuna inanıyorum-, Gül ve Erdoğan ile görüşmelerinde kısa değil uzun vadeli hesap yapmalı ve stratejik bir yaklaşım içinde olmalıdır.

Bunu başardığı zaman öncelikle ülkesi İran’ın sonra da tüm coğrafyamızın kazanacağını bilmelidir.

Bu coğrafyada İran,Türkiye, Suriye, Irak, Kürtler ya da başkalarının tek başlarına kazanacağı hiçbir formül ve planının olamayacağını herkes bilmelidir.

Ama birlikte hareket edilmesi durumunda herkesin kazanacağını tarih birçok kez kanıtlamıştır.

Bu coğrafyada yaşayan BİZLERE düşen görev, tarihi bir ve son kez olsun doğru tekerrür etmesini sağlamaktır.

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın