BİRAZ DA MUTLULUK VERİN

Hepinize güzel günler diliyorum. Bilmem kaç kiloluk topu (mermiyi) kucağında, askerlerimize yardım etmekten geri durmayan Esman Hatun ninemizin ismi olan Mescidimizden dünyaya merhaba diyorum.
Bu gün havanın hüzünlü oluşu –bana göre- yazmaya yöneltti beni. Nedense bu havalar beni başka alemlere götürür. İç Anadolunun akan berrak sularından bir yudum içmek gelir içinden. O kırlarda bayırlarda insanlık adına bir şeyleri oturup karalamak, yüreği hoş güzel ve sevdalı insanlarla muhabbet etmek. Beni ben yapan değerleri hatırlatan dedelerle eskilerden ”anılardan savaşlardan” konuşmak. Orta ve liseli yıllarımdaki bu günlerde ders çalışmamaktan başka her şeyi düşünen, zil çalsa da eve gitsek misali bu güzel havada ders mi olur mantığıyla günün bitmesini beklemek. Hele o sabah saatlerinde ekmek parası kazanmak için sabahın köründe işe giden işcileri ve de öğlen saatlerinde kahvaltısı yatağına gelen büyük patronları düşündüm. Bu günü sokakta nasıl geçireceğim düşüncesi içerisinde dolaşan evsiz çocukları düşündüm, daha neleri düşündüm bir bilseniz. . .Hepsi de bir anlıktı.
Yazıma devam edemeden akşam oldu. -Yazıma devam etmek için aradan 24 saat geçecekti.- Akşam oldu gündeme düşen olayları değerlendirmek geldi içimden. İç açıcı olay olmadığından bir kelime dahi etmek istemedim. ESKİ BABALAR KODESE. Sevinçli haberler, güzel haberler olmadığından moralimi bozacak diye yazmak istemedim. Azıcık mutlu olabilsem -mutluluk bulabilsem- yetecekti bana. Evet yirmi dört saat arayla yazıma devam ediyorum. Dedim ya akşam oldu. Haberler yazıma gölge düşürmeden küçük mutlulukların yazımı gölgelemesine izin vermeyeceğim. Kalemim ne derse onu haykıracağım okuyucularıma. Akşam bu kadar olumsuzluktan sonra sabah kaldığım yerden devam edeceğim derken bu düşüncelerle güne merhaba dedim.
Kahvaltıdan sonra manşetlere göz gezdirdikten sonra, bir kaç köşe yazısına bakınca yine dedim pis yazılar güzel köşeleri süslüyor, kapattım okumaktan vazgeçtim. Yazının canlılığını, muhtevasını, hayalimdeki anıları her şeyi yıktılar yirmi dört saat içinde. Bu gibi olaylar insanı yazmaktan alıkoyuyorsa bu siyasetcilere, hukukçulara, siyasetcilere ekonomistlere reddiye mi yazalım?.
Dostlarımla öğrencilerimle saat 23’e bilmem kaç kala bir çay bahçesinde yahut bir terasta, yıldızları gizlice süzerek, hayatın doğal güzelliklerinden, bunları korumanın, insanlık adına, yeni nesil adına, vazgeçilmez bir tutku olduğundan bahsetmekti. Hiç doğayla bunlar bir arada durur mu? Maksat kendimizce hayatı değerlendirmek bir nebze mutlu olmaktı. Yapılacak güzel şeyler adına -hareketin olduğu yerde bereket olacağı düşüncesiyle- yola koyulmak, itidalli bir şekilde herkesi kucaklamak istiyorum. Mutluluğu herkes kendi arıyor. Biz herkesle arıyoruz. Yanımızda birilerinin, herkesin olmasını istiyoruz. Şu adamlar birazda mutluluk versinler insanlara. Yine mutluluğu yakalayamayan bir yazıyı noktalıyorum. Ama bu noktalar bitmeyen noktalar…
Abdulhakim YILDIZ / SerzenislerCom
abdulhakimyildiz@serzenisler.com
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.








yazıyı okudum.resimdeki anne kadar güzel bir yazı diyebilirim. biraz karışık.anlatılmak istenen meta çetrefilli. ve oldukca yol var yazıda.