Bir çadırda donan hayatımıza…

aglayan-bebek.jpg

“Sakarya’nın Sapanca İlçesi’ndeki Kartepe’nin Soğucak Yaylası’nda Orman Bölge Müdürlüğü adına kesim yapan orman işçisi ailenin 4 aylık bebekleri çadırda donarak öldü.” gazeteler…

Böyle haberler yansır gazetelerin soğuk üçüncü sayfalarına. Solgun bir fotoğrafı kalır hayatı o veya bu şekilde biten insanların…

Hani sorun Türbandı

Her dönem aynı terane

img368/9509/kopyascopyresimxe5.jpg
Bir çadırda donan hayatımıza

Cihat Arpacık- cihatarpacik@gmail.com

 Böyle haberler yansır gazetelerin soğuk üçüncü sayfalarına. Solgun bir fotoğrafı kalır hayatı o veya bu şekilde biten insanların, o gazetelerin o sayfalarında. Öyle bir habere rastladım bugün. Yağmur yağıyordu, soğuktu, çaresiz bırakıyordu… Bir çay ocağına sığınabilmiş olmanın tatlılığıyla söyledim çayımı, sabahın bu kör saatinde. Dünyanın bu kör saatinde. Merhametin bu kör saatinde… Bilmiyorum nedendir bugünlerde gazetelerin manşeti hariç ilk sayfalarını okumuyorum. Midemin bulanmasından korktuğum içindir. Belkide, bilmiyorum…

Hayatın film şeridi gibi gözlerinden geçme olayı vardır ya, öyle birşey yaşadım yukarıdaki haberi okuyunca. Hemen ismini arıyorum küçük puntolu yürek közleri arasında. Buluyorum, Melek Nur… Kör ol yoksulluk, kör ol soğuk, viran ol, dağlara taşlara sür kendini, gelme yakınımıza… Bir ev sıcaklığına hasret giden, daha dört aylık meleğimize ağlıyor gök… “Ben istersem” diyor bir kredi kartı reklamı, içim nefretle doluyor…

Hani sorun Türban’dı

bsrtsss11.JPG

Daha önce demiştim, hani bunlar “bar bar” bağırıyorlar ya bizim derdimiz Ninelerimizin taktığı başörtüsü değil siyasallaştırılmış türban diye , işte foyaları böylece ortaya çıktı. Kippa pardon takke düştü kel göründü. AKŞAM Gazetesi’nin hemen logo üstünden verdiği haber bunların gerçek niyetlerini de ortaya koyuyor. Bir ninemizin taktığı başörtüsünün Heidi kitabına sokulmuş olmasından dem vurup holiganizm kültürünün de dibine vurup YUH çekiyorlar. Tamam en nihayetinde kahramanları Müslüman olmayan bir kitaba başörtülü bir ninenin koyulmuş olması abesle iştigaldir ama bu kadardır. Olayı “ahanda MEB Heidi kitabına başörtüsü koymuş” demek…

Hem ninemiz çene altından geleneksel geleneksel takmış türbanını. Bundan gocunmuyordunuz hani, ben demiştim kardeşim zaten, ben demiştim : )

Her dönem aynı terane

Dün gece yağan yağmur eşliğinde elime sayfaları artık çürümeye yüz tutmuş bir kitap geçirdim. Kitabın ismi Terspektifler. Bir ara Özgür Gündem’de de çalışan Sezai Sarıoğlu adlı bir gazetecinin denemeleriyle oluşturulan bir kitap. Sağlam dili ve ironiyi bir kenara atarsak ‘Kürt meselesi’nde oldukça devlet karşıtı bir anlatım kullanan Sarıoğlu -çoğu da doğru olsa da teröristlerden gerilla diye söz etmesi bu doğruları götürmüş- Refah Partisi’nin yerel seçimlerde zaferle çıkmasının ardından yazdığı bir yazısında devlet hatta derin devlet yanlısı bir söylem tutturup şimdiki versiyonlarının yaptığı gibi halka sövmek üzerine bir şarkı geliştirmiş kendince. Yanlış anlaşılmaları mahal vermemek için söyleyelim ki Kürt sorunu da en az başörtüsü sorunu kadar bizimdir ve bu çözülmelidir. Ama böyle hedek hödük sözlerle değil…. Bu arada Sezai Sarıoğlu kitabın bir yerinde şöyle dmiş: “Asıl korkumuz Refah Partisi’nin İslami hayat tarzını diğer insanlara tahakküm etmesi. ” Hayır hayır yaklaşık 13 yıl öncesinden söz ediyoruz. Mahalle Baskısı terimi henüz icat edilmemişken. Halka sövmekte şimdikilerden arta kalan bir yanı da yok… Demek ki neymiş; Tarih tekerrürden ibaretmiş ve bir adım bile ilerleyememişiz!

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın