Bilmemek

Sözüm biter, gecem bitmez / Ben ki kendimden seni gizlerim / Sabah olur kıyametim başlar / Ben ki aşk’ın elif halindeyim

Aşk’ın elif hali - Murat Çelik

İnsan, -gerçekten insan- sıcaklığının kaybolduğu bir yüzyılda yaşamak… Ki Gazze’den gelen çığlıklar bitmedi bile. İstanbul’un gecekondu semtlerine uğrayıpta, medya plazalarına bir türlü ulaşamayan keskin, iç yakan çığlıklar.

Çocuklarının gözbebeklerindeki umut kaybolmasın diye Beyoğlu pavyonlarında çalışan kadınların kendilerinden bile sakladıkları gözyaşları da kurumadı örneğin.

Başörtülü öğrencilerin gözyaşları gibi… Sınav zamanları kiralık perukçulara utana sıkıla giren kızlardan söz ediyorum. En azından bir tanesini görmüş olmalısınız.

Sürekli şarap içen, 10 yıl öncesinde bir hayatı olan, saçı sakalı birbirine karışmış evsizlerin derin iç çekişleri benim kulaklarımda.

*****

Yıllar öncesinden gönderilen bir mektup uykunun en derin yerinde bütün hayatını alt üst edip, seni en başa götürebilir biliyorsun değil mi?

Rüyana giren o mektup, ki pulsuz, say ki bir şarkı, say ki bir Mona Rosa… bir sandala bindirip boğazın hüzünlü sularına salar seni, farkında olmazsın.

Biliyorum hareketli günler geçiriyor bu yorgun ülke.

Onların bahsettiklerinden bahsetmemizi istediklerini de kestirebiliyorum. Kafka’yı uzakta, hatta mümkünse en uzakta bırakmamızı ses tonlarından okuyabiliyorum.

“Neden” diye sormamam gerektiğinin farkındayım.

Şehit anası ile, cumartesi anasının acılarını birbirilerine sarılarak yaşamalarını istemenin suç teşkil edebileceğini de aklımdan çıkarmamalıyım örneğin.

Bu hayatın aslında bir tiyatro olduğunu ise aklıma bile getirmemeliyim.

Ya susmalıyım, ya sevmeliyim ya da terketmeliyim…

Bu yazının nereye gittiğini bilmemeliyim…

Cihat Arpacık / Serzenişler

 

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın