Acı ama gerçek.

mostar.gif

Birkaç ay önce Bosna’da 1992 Ramazan’ında başlayan vahşetin kitabını okudum. İşkenceler, tacizler, Vahşet Kampı… Hatırlandığı gibi Aliye Begoviç’in ilan ettiği bağımsızlığın sevinci uzun sürmez ve Sırpların buna cevabı korkunç olur. Sırplar, ayaklanmalarının daha ilk gecelerinden birinde Müslüman evlerinden topladıkları erkekleri şehrin üç camisinden birinde üzerlerine benzin dökerek ateşe verirler. Yanık cesetlerin kokusu haftalarca bölgeden silinmez. İnsanın aklı hayali almıyor değil mi, bize ne kadar da uzak?!

İşte bu kitabı okuduktan kısa süre sonra meşhur Dino Merlin konseri yapıldı. Biraz saflık etmiş olmalıyım ki o kitabı okuduktan sonra gelenlerin bizler gibi tipler olacağını düşünmüştüm. Halbuki gelen Boşnakların hayalimdekilerle ufacık bir benzerliği bile yoktu.

 İçimden ulan be dedim, boşuna mıydı onca iğrençlik ve utanç verici olaylar, günlerce aç kalan Müslüman askerlerin Bosna’yı savunma mücadelesi! Bu muydu ha! Peki ya Begoviç… Boşuna doğramış sizi Sırplar be diye düşündüm. Sonra oturdum kendi halime ağladım… Tarih kitaplarından da ezberlediğimiz “Sütçü İmam” vb. replikler sadece bizden 80 yıl önceydi. Yani Müslümanlığımız 80 yıl öncesinde kalmıştı. Boşnaklarla tek farkımız: onlar daha çabuk yaralarını unutmuşlar, kaybettikleri kanı farkına varmamış ve daha çabuk asimile olmuşlardı. Gerçi savaş öncesi durumları da o kadar iç açıcı ve sonuç da o kadar şaşırtıcı değil.

 Ama koyuyor bi yandan da insan işkencelerin ardından gelen bu nesil -ne yazık ki aynı zamanda biz-. Biz de bırakmadık mı Çanakkale’de sanki binlerce genci. Bu kadar mı uzaklaştık onlardan. Şimdi yaşasalar da, elin gavuru yerine bizi topa tutsalar yeri…

Zülal Büyükcoşkun / Serzenişler

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Henüz Yorum Yok.

Yorum Yazın