Ramazan ayında hayata bakmak…

Ramazan ayı geldi yine ansızın… Bir anda her şey değişti… Ülkemde Ramazan havası hissedilmeye başladı… Camiler ilk teravih namazına kavuştu… Evet, cemaatten çok camiler kavuştu teravih namazına… Camiler tıka basa dolu… Müezzinler en güzel ezanlarını okumaya çalışıyor… İmamlar kabe imamına özenmiş… Camilerin çay ocakları işlek… Genellikle insanlar dinden diyanetten konuşmaya çalışıyor… Ama maç ve siyaset de yine yer buluyor kendilerine muhabbet içinde… Kulüp başkanından daha çok seviniyor yaşlı amcalar tuttuğu takımın kazanmasına… Çaylar yudumlanıyor… Parası olan kahve içiyor… Daha çok parası olan çay ısmarlıyor caminin müdavimlerine… Gönül de bir hoş oluyor bu muhabbet ortamında… Ve ezan sesi duyuluyor… Çay paraları ödeniyor, caminin merdivenlerine doğru yol alıyor müminler… Hesap kitap yapılıyor… Teravih namazını kılmadan çıkanlar ve kısa tutanlar nerde olursak rahat çıkarız diye düşünüyor… Daha çok sevap için uğraşanlar ön safa doğru ilerliyorlar… Arkalardan bir dayı bağırıyor safları sıklaştıralım cemaat, dışarıda kalanlar var diye… İmam vaazını bitirirken son noktayı koyuyor camimize yardım edelim diyerek… Ve salavat getiriyor müezzin… Kimi zaman müezzinler aşka geliyor… Kestirmeden Mekkeye götürüyor cemaati… Allahuekber diyerek Mekkeye geldiğini belli edenler de çıkıyor ara sıra…
Çocuklar alt katlarda bir o yana bir bu yana koşuşturuyor… Yaşlı dayılar çok sinirleniyor ve kovuyorlar çocukları sanki cami kendilerininmiş gibi… Mahalle kavgalarını camiye taşıyor bazı delikanlılar… Salepçi cemaatin dağılmasına doğru yer kiralıyor cami önünden… Tatlıcılar Ramazan ayı hasebiyle cami karşısındaki boş dükkanlara el atıyorlar… Paralar akıyor… Salepçi seviniyor… Paralar akıyor… Tatlıcı seviniyor… Ve paralar akıyor… Cami derneğinin başkanı seviniyor… Çaylar, cemaat namazda iken demleniyor… Ek tabureler getiriyor çaycılar dükkanlarına… Herkes hoş herkes memnun herkes sevinçli… Ve namaz bitiyor, cemaat dağılıyor… Bozuk paralar yardım kutusunun yolunu tutuyor… İşi yolunda giden tüccarlar imsakiye dağıtıyor cami çıkışında… Kumanya reklamlarıyla dolu oluyor yerler… Tekrar çaylar içiliyor, salepler içiliyor, tatlılar yeniyor… Ve herkes evinin yolunu tutuyor… Bense yine efkarlıyım… Ah diyorum o eski Ramazanlar… Yaşlandıkça hayata bir ip daha atıyoruz… Ve sıkı sıkı bağlanıyoruz… Ne kadar hayat kötü desek de seviyoruz bu kötüyü… Her gün bir sigara yakmak gibi… Yaktıkça bağlanıyoruz… Ah diyorum kardeşim ah… Hayat sabahın sekizinde öğrenilir… Ve biz yavaş yavaş öğreniyoruz… Hani Korsikalı Avni’nin bir sözü var ya… İnsan acılarla büyürmüş ve ben çok büyüdüm diye… Aynen öyle işte… Biz çok büyüdük bu hayatta ve biz çok iyi öğreniyoruz bu hayatı… İşte böyle girdik bir Ramazan ayına daha… Biliyorum ki bu Ramazan ayında da çok büyüyeceğiz… Olsun be kardeşim… Gençliğe inat tecrübemizle övünürüz… Bir Ramazan tecrübemizi daha ilerde küçüklerimize anlatırız… Eskiden Ramazan ayında hayatı öğrenirdik deriz… Evet olması gereken hayatı Ramazan ayında öğreniyoruz… Keşke derdi Fahri amca keşke her ay Ramazan olsa… Her ay Ramazan olsa da insanımız daha inançlı olsa… Öyle diyordu Fahri amca ama insanımız hiç de öyle olmuyor… Gittikçe bozuluyor insanımız… Muhabbet çay ocaklarına girebiliyor sadece… Sevgi kavramı demodeleşti… Acıma duygusu yanmış insanın içinde… Ve merhamet sadece Fahri amcada kalmış… Gençler kötü yolda… Kızı erkeği hepsi aynı… Bir özenti almış götürüyor… Batılılaşıyoruz yavaş yavaş… Batının kabullenmediği, doğunun kabullenemediği bir millet haline geldik… Ah Fahri amca ah… Biliyorum yine saydırıyorsun bu aslını bilmez insanlara… Keşke görmeseydin bugünleri… Kalbine dokunuyor biliyorum… Ama hayat böyle işte… Elden de bir şey gelmiyor Fahri amca… Demem o ki Anlaşılan biz bu Ramazanda yine soğuk bakacağız hayata…
Hek / SerzenislerCom
Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.








Yorumlar
Henüz Yorum Yok.
Yorum Yazın