Bayram Çocuklarına . . .

yitik-sehrin-figurani.jpg

Bir bayramı daha geride bırakıyoruz. . . İstanbul eskisi kadar alımlı değildi. . . İstanbul eskisi kadar temiz değildi bu bayramda. . . Rutinlikler arasında kaybolmuş yitik bir şehir havasında karşıladı bayramı. . . Ve içinde yitirilmiş figüranlar barındaran koca bir şehir. .

Ateş böceğini andıran, yüzlerde gülümsemenin eksik olmadığı, herkesin halinden memnun olduğunu gösterir tavırlar. . . Bayramda izlediğim İstanbulu bu şekilde özetleyebiliyorum. . .

Sevenlerin birbirleriyle buluştuğu, akrabaların yollarının kesiştiği, unutulanların kısmen hatırlandığı şu meşhur günler. . .

Her 10 kişiden 6’sı sevgili, 4′ü çekirdek aile şeklinde akıyordu önümden. . .

İstanbul’a dair bayram izlenimlerimin hepsi bayramın üçüncü gününden ibaret. . . Bunu da belirtmek isterim. . .

Çeşitli mekanlarda edinilmiş yorumlar bütünü işte. . .

Evet devam ediyorum. . .

İstanbul’da yine öne çıkan meta : Çıplaklık

”Çıplak İstanbul” başlıklı yazımın üzerinden aylar geçti. O yazıdaki çıplaklığın giderek fazlalaştığını farkettim. Dar etek, dar gömlek, dar bluz revaçta. . .

Mağazaların koca koca vitrinlerine gözüm takıldı sonra. . . Bu çıplaklığı özetliyordu. Neredeyse tüm çeşitler çıplaklık üzerine tasarlanmış. . .

Arz-talep meselesi olarak özetliyordu mağaza yöneticisi. . .

Neyse. . .

İstanbul’da hüznün ve duygusallığın hakim olduğu semtler ise fazla uzaklarda değil. . . Medeniyetin arka sokaklarında bayram gelenekselliğini kısmen koruyordu. Buna da şahit oldum. . .

Çocukların yüzündeki ”bayramlık neşe” kendisini ele veriyordu. . . Bayramlık dolan ceplerin o inanılmaz muhasebesi alıp götürüyordu beni. . . Bir torpil de birlikte patlatıyorduk çocuklarla. . . Hakiki bayram çocuklarıyla geçen yarım saatin duygusunu size nasıl anlatabilirimki ?

Evet oldukca zor. . .

El öpmelerin, samimi bir dua niyetinde olduğu o sokaklar. . . O koca çınar nazarındaki amcalar. . . O sokakların içindeki sabahçı kahvelerinin muhteşem bayram muhabbetleri. . .

Neyse. . . Bu medeniyetin arka sokaklarını anlat anlat bitiremeyiz. . .

Biz yine o medeniyet sokaklarındayız. . .

Mesela bir İstiklal Caddesi. . . Oldukca samimiyetsiz. . . Oldukca. . .

Ama sözde medeniyet işte bu caddelerde. . . O koca afişlerde, o yabancı isimlerde, o çağdaş(!) giyisilerde, o kullanılmış öpücüklerde. . .

İstanbul’un diğer bir boyutu ise, bayramda çalışan kesim. . .

Ekmeğini, sevincini, mutluluğunu. . .

İş yerini samimiyetiyle açanlar, nadide şekerler sunanlar, ev halkıyla iş yerinde bayramı karşılayanlar. . . Mecburi olunması gereken yerde, bayramı en hürmetli şekilde karşılayanlar. . .

Polis, zabıta, şöför. . . Bunlarıda katın içlerine. . .

Diğer bir İstanbul portresi ise . . .

Bayramı yalnız geçirenler, bayram gününün normal günlerden farkı olmadığı, boyunları eğik bir şekilde bayramı karşılamalar, Hüzün ve gözyaşının olduğu. . .

Uzatmayacağım. . . Bu kesim anlaşılmıştır diye umut ediyorum. . .

Bu kesimin bayram günlüğünü burada da açmaya hiç gerek yok. . . Zaten bu kişiler ne yaşıyorlarsa kendileriyle yaşıyorlar. . Koca bir dünya. . Kendileriyle başbaşa. . . Bitmeyen umutlar, bekleyişler, boyun eğişler. . .

Yitirilmiş umutların assolistleri işte. . .

Kimsesi olmayan yarınlar. . . Bir merdiven önünde boynu bükük bekleyişler. . .

İstanbul bu parçalarıyla bir bütün oluyor. . . Yap-boz tahtasında parçaları yerine koyuyoruz. . . Koca bir portre çıkıyor karşımıza. . .

Payımıza düşen parçayı alıyoruz, ve yaşıyoruz. . .

İzlenimlerimden çıkartacağım son cümle ise bu olsun. . .

Samimiyetsiz tohumların son senelerde bolca ekildiği bu şehir, günden güne kendisini feshetmektedir. . .

           *        *         *           *           *           *            *                 *  

*Bu yazı vesilesi ile tüm insanlığın Kurban Bayramı’nı en içten dileklerimle kutluyorum.

*Geçen Ramazan Bayramında buluşma sözü veren kişinin, sözünü tutmaması şahsım adına bayramın hayal kırıklığıdır. . Gelecek Bayramı bekliyeceğiz artık. . .

* Yine bu vesileyle tüm Bayram Çocuklarının gözlerinden öpüyorum. . .

* Aramıza yeni katılan Fatih Budak ve Esra Ekincek arkadaşlarımıza hoşgeldiniz diyorum. Umarım onlarda bu aileden oldukca keyif alacaklardır.

* Ve yazılarıyla aramıza katılacak olan arkadaşlarımızı da sabırsızlıkla beklediğimizi burada tekrar belirtmek istiyorum. . .

* Bazı yazılarımda kullandığım kelimeler yüzünden eleştirilmişim. Teşekkür ediyorum. Ama bizler hakiki İstanbul çocukları olarak hiçbir zaman kavanozda yaşamadık. . . Biz konuşma dilimizi yazıya dökeriz. ”Neysek o” diye bir cümle varya. . . Bu noktada bizleri mazur görün. . . Bizim yazılarımızda bazen bu tarz kelimelere şahit olabilirsiniz. Genelde kullanmamaya özen gösterdiğimiz ve kendilerinin argo sıfatına girdiğini bildiğimiz cümleler, bazen sinirli anlarımızda ağzımızdan çıkabilir. . .Hoş karşılayınız efendim. . .

* Bayramda çıkmayan gazete ile ilgili yazımı ise şimdiden hazırlıyorum. Bu rezilliği mutlaka vurgulayacağım. Ne demek efendim bayramda ulusal bir gazetenin çıkmaması ?

* Perşembe günü bayramın birinci günü olması nedeniyle ve yazıma Bayram izlenimlerimi aktarmak istediğimden dolayı yazı biraz gecikmeli olarak yayımdadır. . .

Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. . .

Hayırlı haftalar efendim. .

23.12.2007

Mehmet Efe Yazıcılar

mehmetefeyazicilar@gmail.com

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

aranızda olmak düşüncelerimin yankılanması ebnide çok mutlu etti.yazın çok yalın herkesin anlayacağı cinsten çok güzel olmuş.İstanbul bayramlarını değil Türkiye’nin daha çok batı kesiminin bayramını vurgulamışsın.. KALEMİNE SAĞLIK

Yorum Yazın