Anayasa ?

Hayatın dışına itilmiş bir çocukluktan sonra, büyümeyi içine gayet iyi sindirebilen ve büyümekten hiç korkmayan insanları tanıdığım günlere götüren havalar.

Dışarıda şu an öyle bir hava var… İnceden …

Bir mail geldi:

Başörtüsü, başörtüsü diyorsun ama Sami Yusuf konserindeki başörtülüleri görmedin mi! Ben bunları mı savunacağım. Sen de savunma” diyor okuyucu.

Cihat ARPACIK yazdı…

img368/9509/kopyascopyresimxe5.jpg
Anayasa?

Cihat Arpacık- cihatarpacik@gmail.com

Yine, yağmur yağan zamanlardan bir tanesi…

Hani bazı kokular vardır, sizi alır geçmişin derinliklerine götürür, orada bırakır. Kimi zaman güzel bir parfüm kokusu olur bu, kimi zaman bir çiçek ve ya yemek kokusu.

Bazı havalar da var.

Hayatın dışına itilmiş bir çocukluktan sonra, büyümeyi içine gayet iyi sindirebilen ve büyümekten hiç korkmayan insanları tanıdığım günlere götüren havalar.

Dışarıda şu an öyle bir hava var… İnceden bir yağmur, inceden bir küfür, inceden, çaktırmamaya çalışarak yapılan puştluklara benzeyen bir hava.
Aynen öyle bir hava işte…

Bir mail geldi:

Başörtüsü, başörtüsü diyorsun ama Sami Yusuf konserindeki başörtülüleri görmedin mi! Ben bunları mı savunacağım. Sen de savunma” diyor okuyucu.

Haklı, hem de çok…

Ama, ben başörtüsünü daha çok bir insan hakkı olarak görüyor ve bu bağlamda savunuyorum. Yoksa altı şişhane üstü tophane şeklindeki güya tesettür içinde olan kızlar umrumda değiller. Aslında bakarsanız gerçekten tesettürlü olanları da pek umrumda değil bu başörtüsü tartışmasında.

Çünkü ben başörtüsünü o, onlar ve sen için değil, kendi kendime, insanlığıma, müslümanlığıma saygı duyduğum için savunuyorum.

Ama o e-maili gönderen arkadaş gibi düşünüyor olsaydım benim başörtüsü meselem çoktan bitmiş olacaktı.

Dedik ya, havada bile inceden puştluk seziliyor

Eğer yazıyı beğendiyseniz ya da ekleyecekleriniz varsa, lütfen yorumunuz yazın veya RSS aboneliği ile yeni yazılardan anında haberdar olun.

Yorumlar

Sen ben yada hakikaten inanlar bu gözle bakıyor.. lâkin diğer kişiler böyle değil.. onlar kurunun yanında yaşında yakmasını çok iyi biliyorlar..

(…)

Anadolufeneri’ne giden ıssız yolların çevresi ormanlarla kaplı.
A a, o da ne?
Issız yolların bir kıyısında türbanlı genç bir kızla bir delikanlı sarmaş dolaş olup kendilerinden geçmişler, dudak dudağa öpüşüyorlar.
“Libido”nun “yerçekimi” yasasına benzeyen mıknatısı, ne kutsal kitap tanır, ne tesbih, ne üniforma…

Zeynep, ben, Gürkan; türbanlı genç kızın gizli aşkına tanıklığı kahkahalarla kutladık.
Türbanlı genç kız “halk”tan biri miydi, “millet”ten biri miydi, “sıradan” biri miydi?

(…)

Çetin Altanın köşe yazısından sadece bir kısmı.. ve yeterince koz bulmuş yazmak için şereften muaf insan..

işte hal böyle olunca. yani bizim sözde tesettürlü kızlarımız.. olaylar hiçbir şekilde istediğimiz boyutta olmayacaktır.. Sorunun büyüğü bizde aslında…

hadi kalın hayr’da..

yani bizim sözde tesettürlü kızlarımız.. olaylar hiçbir şekilde istediğimiz boyutta olmayacaktır.. Sorunun büyüğü bizde aslında…

Yorum Yazın